2 Mayıs 2008 Cuma

Yüz ve Yüzsüzlük (bir cevap)

“Yıkılmak üzere olan hayaller kuruyorum, yıkılıyor, ben yıkılıyorum, sonra yeniden sil baştan. Her defasında nasıl beceriyorum bunu, ben bile bilmiyorum. Yine hayallere dalacağım, sonra yine yıkılacağım, sonra hüzün, sonra yolculuk, dönüş ve bitiş. Dönüş, kendi etrafında, kendini yiyerek. Bitmiyor olmama sevinmeli miyim? Yoksa bu benim işte deyip geçmeli miyim?

Bir kavşaktayım evet, ama o kavşak benim işte ve bunu anlatmaya çalışıyorum. Hiç ilerlemedim denemez ve ben bu ilerlemeye hep helezonik sarmal diyorum ama ben kendi etrafımda dönüyorum. İyi ve güzel olan bu mu bilmiyorum ama bu yüzden artık kimseyi suçlamamayı öğrendim.

Ben kimimden hemen sonra, bununla da bağlantılı olarak, ben neredeyi mi sormak zorundayım. Bunu sormayı öğreten olmadı bana, ama ben yine de öğrendim ve ben yine de sordum hep, soruyorum. Neredeyim ben ve kimim? Tüm sorular, cevaplar, sorunlar ve çözümler, doğrular ve yanlışlar, her şey işte her şey karşımda duruyor ama ben onları bir engel sayıyorum. Üzerinden atlamaya, yanından dolaşmaya çalışıyorum ve belki de… Bilmiyorum ki onlar benim önümdeki o kadar da büyük engeller değil.” New Horizons

Bence insanın korktuğu başına gelirmiş. Bu nedenle, korkularla yüzleşmek genellikle bir tercih değil, bir zorunluluk gibi geliyor bana. Bu yüzden insan bence korkularını yüzleşerek aşamıyor. Burada, irade gerekiyor, irade koyabilmek, mücadele ve müdahale edebilmek…

Eğer bunu “yüz”leşmek şeklinde yazarken “yüz” olmayı, bir kimlik, bir kişilik belirtisi ve benimkiyle aynı anlama gelmek üzere irade beyanı anlamında kullanıyorsanız sanırım anlaşıyoruz demektir.

Diğer yandan yüzsüzleşmek de bir tercihtir, “yüzsüz yürek” olmak da. Çok özel olacak ama ben kendi adıma hep böyleyimdir. Yani yüzsüz… Çünkü benim için yüzsüzlük, çok zaman tam tersi olarak algılanmakla birlikte, insanın korkularıyla yüzleşmesi ve bir irade ortaya koyarak üzerine gitmedir. Yüzsüzlere ölüm… Evet, sonunda ölürsünüz, öldürülürsünüz ve en çok da gururunuzun incindiğini hissedersiniz ama insanın yapmadığı bir şeye pişman olmaktansa yaptığı şeye pişman olmayı istemesi de bir tercihtir ve böyleyse içiniz rahat ve huzur içinde ölürsünüz ve gözünüz arkada kalmaz.

Susmayı bilmek bir erdemdir. Kabullenmek ise yadsımak anlamında, aşmak demektir. Bu da diriliştir işte. Umarım sizin için de böyledir.

İnsanlar hata yapabilirler, hata yapmak büyümektir, ölmek ve yeniden dirilmek… Ama hata sizin kişiliğinizse, hata sizseniz, yapacak çok az şey vardır ve siz dirilmemek üzere ölmüşsünüz demektir. Yazdıklarım afakî gelebilir, öyleler çünkü.

İngilizceden dilimize çevrilmiş olup benim hiç hoşlanmadığım ve anlamlıda bulmadığım bir deyişle “kendinize iyi bakın”…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder