20 Mayıs 2008 Salı

İnternetin Boyalı Kuşu

İnternetin renkli dünyasında, pek çok renge boyandım çok şükür. Ama bazı renklerden de her zaman uzak durmuşumdur. Forum sitelerine üye oldum, youtube’da dolandım, google’dan yüksek lisans ödevi yazdım, sözlük “entry”ledim… şu anda da blogcuyum. Bu satırları yazarken, fonda Badem yorumuyla, “Dalgalandım da duruldum, koştum ardından yoruldum, binlerce güzel sevdim de en son sana vuruldum” şeklinde nakaratı olan şarkıyı dinliyorum.

Bakın bazı şeyleri asla olmadım ama. Örneğin, asla bir arkadaşlık sitesine girmedim. Bunca yıldan sonra büyük konuşmamak gerektiğini öğrensem de girmemde diyebiliyorum. Bir de facebookçu olmadım hiç. Bu konuda büyük konuşmak istemesem de olmayacağım kanısındayım.

Bugün size internetin boyalı kuşu olarak, sözlükçülük yaptığım dönemdeki “entry”lerimden bazı örnekler sunmak istiyorum.

Quils: Türkçeye "Düşlerin Efendisi" olarak çevrilmişti. Çok yakıştığını düşünüyorum. Bilvesile yeniden izlemek isteyeceğim film. Bu arada eski sevgilime de bu adı vermişim. Şimdi düşünüyorum, çok yakışmış…
Hayat Tiyatrosundaki Rolünüzü Biliyor musunuz? : Ben hep sahne gerisinde kaldım. Kimi zaman oyunu yazdım, kimi zaman yönettim, kiminde makyöz, kiminde suflör... Arada kendime bir kıyak yapıp bir iki önemli figüran rolü de vermedim değil.
Artık, yavaş yavaş sahneye çıkmaya başlama zamanım geliyor diyorum. Zira anladım ki insanlar sadece sahnedekileri alkışlıyorlar ve siz ne kadar geride büyük işler başarsanız da esameniz bile okunmuyor...
Pişman Olunca Dinlenen Şarkılar: Bu başlık bana pişman olmadığımı ve kaybedenin ben olmadığını fark ettirdi. Bu yüzden bir dönem Bendeniz'in söylediği "sen kaybettin, sen yenildin" diye devam eden şarkısını öneriyorum.
Kırmızı Başlıklı Kız: Almanya’da gittiğim dil kursunda, alman literatüründe bu masalın her dönemin siyasi atmosferinden etkilenmiş 4 ayrı versiyonu bulunduğundan bahsedilmiş ve bunlar bize sunulmuştu. Birincisi geleneksel hali, ikincisi Nazi Almanyası dönemindeki, üçüncüsü sosyalist doğu Almanya’daki sosyalizan versiyonu ve dördüncüsü, bizim de muzdarip olduğumuz dilin İngilizce kelimelerle kirletilmesiyle oluşmuş güncel hali. Bunları bulduğumda ayrıntıları ile yazmak isterim.
Zippo: Ayrıca bu çakmağın çakılmasının da ilginç şekilleri vardır. Örneğin, ilk olarak kapağını pantolonunuza sürterek açarsınız, ikinci olarak da yine pantolonunuza sürterek yakarsınız.
Diğer yandan çakmağın kapağını açıp kapamak şeklinde stres atabilir, stres atarken çevrenizdekileri strese sokabilirsiniz.
Zippo çakmaklarını üzerlerindeki şekillerde benim ilgimi çekmiştir hep. Hatta şu anda önümde duran üzeri kabartmalı bir zippo.
Bu arada zippomu bir tek sigara yakmak için kullanmam. Zira sigaranın ilk nefesindeki o gaz kokusu sigara keyfimin içine eder.
Ha bir de şarkı vardır, Grup Vitaminden;
"Ceplerinde marlboro, çakmaklar zippo, livesın üstüne ipek giymiş kıro..." (“Kıro” kelimesi Kürtçede hitap olarak da kullanılan ve çocuk anlamına gelen bir kelimedir. Bir aşağılama ifadesi olarak kullanılmasına hep karşı çıkmışımdır.)
Angut : (Dünyanın en korkak kuşudur angut; ancak tüm bu korkaklığına karşın eşi öldüğünde bir an olsun onun başından ayrılmaz. Yanına yaklaşan isterse boynunu kırıverecek bir tilki ya da insan olsun eşini bırakıp uçup gitmez. Orada öylece durup boş gözlerle katiline bakar. Çünkü artık kaçması için bir neden ya da anlam kalmamış gibidir.) Bu kelimeyi duyduğumda gözümün önünden bir film şeridi gibi eski sevgililerim dahil bir sürü yüz geçiyor. Hepsi bir kuş misali uçup gittiler...
"kuşlar ölümlüdür, sen uçuşu hatırla..."
Sonunda Mutlaka İyiler Kazanır: Aklıma hemen Takva filminde Erkan Can'ın oynadığı muharrem karakterinin filmin sonlarına doğru söylediği "sadece iyi bir insan olmak istemiştim" sözü geliyor. Bir de sadece iyi bir insan olmaya çalışıp "tutunamayanlar"...
Hayatın kuralları var zannımca ve bu kurallara uymayanlar kazanamıyor. İyilerin sadece filmlerde kazandığı görüşüne katılıyorum. Hatta ben iyi olmanın kaybettirdiği zamanlarda klasik Türk filmlerini özellikle izlemiyorum.
Arkadaşa Aşık Olmak: Bende hep aşık olduğum insanlarla arkadaş oluyorum. Hatta şu andaki dostlarımın büyük kısmı eskiden aşık olduğum, aşık olduğum için yakınlaştığım ve dostluk arkadaşlıkla sevgililik arasında seçim yapıp dostluğu tercih ettiğim insanlar.
Hayat Bize Mutlu Olma Şansı Vermedi Sevgili: Birincisi, Aragon'un "mutlu aşk yoktur" şiiri için söylediği şey gelir aklıma. Bu kadar acı, kan ve gözyaşı varken aşkında mutlu olamayacağını söyler Aragon ve bu aşkın suçu değildir. (Dönem İkinci Dünya Savaşı yıllarıdır.)
İkincisi, hayat bize mutlu olma şansı vermese de Yılmaz Güney bize hep "umut"lu olmayı ve "umut"a ulaşmak için şansa değil mücadeleye ihtiyacımız olduğunu öğretmiştir.
Resmine her baktığımda ağladığım "insan"ın, saygıyla her zaman önünde eğiliyorum...
Uyku: Çoktandır görmediğim bir dostumun adı geçti sanki uyku deyince, ne çok özlemişim. Günlerdir uyku girmeyen gözlerim, her şeyi en net olarak güzel bir uykunun ardından görürdü. Hatta şimdi adını hatırlayamadığım birinin üstünden bir gece geçmeden asla önemli bir konuda karar vermediğini hatırlıyorum. Bende öyleydim ve tavsiye ederim. Belki de saçmalamam bu yüzdendir. Uyuyamamaktan…
Bir de Mehmet Eroğlu’nun bir ya da belki de iki romanında şöyle bir ifade geçer: "eğer kararsızsan, kararsızlığını sihirbazların parlak kumaşı, uykuyla ört. Uyku, üstünü örttüğünü değiştirir; başka biri olarak uyanırsın..."
Yosma: Aslında güzel kadın anlamına gelmektedir. "Fahişe" kelimesi ya da fahişelik ile zorlanırsa elbette ilişkisi kurulabilir ama etimolojik olarak bir ilişkisi yoktur. Hatta ben güzel kadın ile fahişelik arasında ilişki kuran gerici ve kadını aşağılayan bir mantığın sonucu olarak yosmanın bugün kötü bir anlamda kullanıldığını düşündüğümden yosma ile fahişe arasında ilişki kurulmasına da karşıyım.
Ayrıca yosma kelimesinin ülkemizde kadın ismi olarak da kullanıldığını belirtmek isterim. Öyle argo ya da lakap falan değil bildiğiniz nüfus cüzdanında da yazan isim. Bizzat tanıştım...
Ha bir de türkü var ve çok severim: "asmalarda üzüm, yosmalarda gözüm, biraz daha büyürsem, çapkınlıkta gözüm..."
Unutamadığınız Film Replikleri : "Onsuz yaşamayı düşünemediğin birine nasıl veda edebilirsin?" My Blueberry Nights
"İnsan âşık olmadığı biriyle nasıl sevişebilir ki?" Var Olmanın Dayanılmaz Hafifliği (The Unbearable Lightness of Being)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder