2 Mayıs 2008 Cuma

Time (Aşk Zamana Dİrenebilir mi?)


Aşk Zamana Direnebilir mi?

“Dayanmak zorundayım, sadece bunu biliyorum. Geçen zaman, her saniyesinde yığma taşlardan oluşmuş dalgakıranıma bazen küçük bazen büyük taş parçaları yığıyor. Dalgalar, taş taşıyor kendine ihanet eder gibi. Yetmese de bazen, bir an aklımın bir köşelerinden çıkan görüntüler taşları aşan dalgalar gibi vuruyor yüzüme. Ve ben artık yavaş yavaş “an”lara yenilmemeyi öğreniyorum. Ben öğreniyorum, sen öğretiyorsun. Yüzüme vuran şiddetli dalgaların taşıdığı taşlarla güç veriyorsun bana. Ben o görüntülerde yıkılmıyorum bu yüzden.

En çok da aynadaki yüzümü görmemi engelliyordu, o bir anlık, bir depremin titreşimleri kadar kuvvetli zaman parçacıkları. Daha rahat ve daha çok bakar oldum yüzüme, dalgalarla boğuşup yüzerken, çırpınırken dalgaların içinde şimdi yığma taşların üzerinden bakıyorum geçmişe. Anlar artık depreme dayanıklı bir binanın tuğlaları gibi diziliyor ve ben üzerinde yükseliyorum.” New Horizons

Kim Ki Duk seversi misiniz? Güney Koreli, önüne “aykırı” sıfatı yerleştirilerek bahsedilen bu yönetmen için o da kim diyebileceklere önce “Boş Ev” desem sonra da “Nefes”, belki bir çağrışım yapacaktır. Ama ben “Time-Zaman” demek istiyorum.

Kim Ki Duk ülkemizde özellikle Boş Ev filmiyle tanınmış olduğunu söylemek abartı mı olur bilmiyorum ama bu film ve bu filmdeki “şiirsel” anlatımıyla oldukça beğeni topladığını söylemek mümkün. Uzatmamak adına kısa notlar şeklinde paylaşmayı düşündüğüm diğer bilgi ise Güney Kore sinemasının bu üretken yönetmenin güzel sanatlara olan ilgisi ve aynı zamanda bir ressam olmasıdır. Zira bunu filmlerinde gözlemlemek mümkün. Hatta yukarıda tırnak içerisinde yazdığım ve Kim Ki Duk filmleri için kullanılan şiirsel değerlendirmesinin nedenlerinden biri de bu olsa gerek diye düşünmüşümdür.

Boş Ev filminde hemen hiç diyalogun olmaması, olan yerlerinde ya da konuşan kişilerin filmdeki yeri düşünüldüğünde ayrı bir anlam kazanmakla birlikte, seyirciyi sıkmıyor. Çok klişe bir ifade oldu biliyorum ve ben sıkılmadım demeliydim bu yüzden ama her durumda film izlerken sıkılanlar için yapacak bir şey bulunmuyor ama aşkın belki de kelimelere ihtiyaç duymaması başka nasıl anlatılabilirdi, ben bu konuda çaresiz kalıyorum.

Ve çaresiz geçiyorum Time-Zaman filmine. Önce yine birkaç not: birincisi film, 2006 Karlovy Vary Film Festivali’nde açılış filmi olarak gösterildiğinde büyük beğeni kazanmıştır. İkinci not hani severim, olur da Kim Ki-Duk’un son filmi 2007 yapımı Nefes’i de izlerim diyenler için, oyuncularından Jung-woo Ha, Nefes'te de oynamıştır.

Eğer, sinema ile ilgili bir sitede yazıyor olsaydım ben öyle yapmazdım ama yapanlar şöyle yazmış bu film için: “2000'li yılların gelişen teknolojisiyle gittikçe artan bir görüngü haline dönüşen estetik ameliyatlar... Sevgilisinin dış görünümünü beğenmediğini düşünen bir genç kızın kendini estetik ameliyatlarla baştan aşağıya değiştirmesini konu alıyor Zaman, hem de bu konuyu en çarpıcı şekilde işleyebilecek yönetmenlerden birinin kamerasından, Kim Ki-Duk.”

Bunu yazıp nokta koymak filmi izlemeyenler için kısa ve albenili bir ifade olabilirdi ve belki izlemeyenleriniz olduğunu düşünerek ben de çok uzatmak niyetinde değilim. Aslında tavsiye etmemin ve bunca şey yazmamın nedeni film sonucunda çıkarttığım bir sonuç ve filmde geçen “zamandan korkuyorum” sözü. Bir de filmin afişinde geçen benim de başlık olarak aldığım “Aşk zamana direnebilir mi?” ifadesi. Belki de böyledir demiştim izlerken, belki de zamandan korktuğumuz için yüzümüzü değiştirmek sadece daha büyük acılara yol açmıştır ve filmin finalinde kadın karakterin yüzünü değiştirmesi ile ortaya çıkan sonuçlardan sonra yüzünü değiştiren erkek karakterin sonu bir kaderi anlatıyordur. Sonuçta, insan kendisi aynı kaldıktan sonra yüzünü değiştirmesi bir anlam ifade etmiyor. Bir de değişen yüzün karşıdaki insanında yüzünün değişmesine yol açması, hem aşkın, hem de aşkın öznesi ya da nesnesi olan karşıdaki insanın ölümüne sebep oluyor. Bu metafor daha farklı şekillerde aynı durumu açıklamak için kullanılabilir. Ama sonuç sanırım değişmeyecektir.

Bitirmezsem, filmi izleme isteğinizi bitireceğimi düşündüğümden nokta koymak istiyorum ama bir iki çağrışımı da bilvesile paylaşmaktan kendimi alamıyorum.

Birincisi, çok güzel bir parça: Hollandalı bir heavy metal grubu olan Aemen’in Sharon Del Adel’in muhteşem yorumuyla eşlik ettiği Time. (Bu arada alakası olmamakla birlikte filmin müziklerinin de ayrı bir güzel olduğunu söylemeliyim.)

İkinci, yüz ve yüzünü değiştirmek deyince aklıma hep Dorian Gray'in Portresi ve bir de Yüz:1981 gelir.

Üçüncüsü zamandan korkusunu “kendinden genç birinin altına yatarak çözmek”in çözümsüzlüğü…

Dördüncüsü Türkçeye “Seks İtirafları” olarak çevrilen “Sleeping Dogs Lie” filmi… (Bunu da bir ara yazarım umuduyla sadece çağrışım olarak not ediyorum.)

Susmayı ve korkuyu bilenlere…

2 yorum:

  1. ben yeni tanıştım ne yazık ki kim ki-duk ile..
    tüm filmlerini izlmeyi düşünüyorum.. time elimde zaten.. ama bir süre boş evin büyüsünde kalmak istediğimden hemen izlemeyeceğim.. ben resmen büyülendim de filmden..
    ilk izleyeceğim film time olacak ama kim kiduk dan :)
    wong kar wai ile başlamıştım.. o da büyülüdür..

    YanıtlaSil
  2. Kim ki-duk'u anlatmak zor iştir. Şiirsel sinemasından bahsederken şiirselliğe kaçmak oalsıdır. Boş ev'de ben d eöylesi bir yol izlemiştim. Ama Nefes'te senin yaptığın gibi olay üzerinden gittim.

    Zaman filmi, günümüz insanının teknolojiyi ayakları altında sömürürken, nasıl da ruhsuz davrandığının tam tersine bir aktarımla bizlerledir. Filmi gösterime girmeden evvel festivalde izlemiştim. Çok oldu, ama aklımda kalanı budur.

    YanıtlaSil