8 Mayıs 2008 Perşembe

Pis Moruğun Notları "Charles Bukowski"


Bazen işte kendi kendime hayıflanırken* buluyorum kendimi. Söylediğim haliyle bir yakınma değil bu. Yani hayıflanmalarımın kötü bir şey olduğunu ya da ben de yarattığının şu an gökyüzünde, yağamayan yağmurlar gibi bir iç sıkıntısı olduğunu söylemiyorum. Neyse canım, zaten illa ki böyle de olmak, bir his, bir duygu ile tanımlamak zorunda mıyım ki içimdeki hali?

Okuduğum pek çok kitaptan sonra, hele ki ilk defa okuduğum bir yazara aitse işte bu hayıflanma, yürürken, otururken, bilgisayar başında, tuvalette… beni sarıp sarmalıyor. Bir tür pişmanlık var aslında, hep yaşadığım bir geç kalmışlık hissi. Geç kaldığımı hissediyorum hep, geç kalıyorum ve koşmak istiyorum. Hani rüyadayken, koşmak istersiniz de koşamazsınız, vurmak ister vuramazsınız ya, hah işte ben bir rüyadayım böyle anlarda ve o çaresizlikle beraber geliyor bu hayıflanma hali.

Şimdi bunları neden mi söylüyorum? Önce düzelteyim, söylemiyor, sayıklıyorum. Zira gene böyle bir haldeyim. Bugünlerde hemen her gün ve tüm gün okuyorum. Bazen günde, bazen iki günde bir kitap bitiriyorum ve bu halim her okuduğum kitaptan sonra çıkıyor ortaya. Demek ki hemen hiç kaybolmuyor, arada tuvalete gitmek yahut su içmek için uyanıyorum o kadar. Geçen gün onca yıl, birçok kez fırsatım olmasına, arkadaşlarımın ha bire tavsiye etmelerine rağmen daha önce hiç Jack London okumadığıma hayıflandım. Kitaplarım, garajda, farelere hizmet sunduğu için elimde sadece valizimden çıkan kitaplarım var ve ben de bunları okuyup duruyorum. Jack London’un “Beyaz Diş” kitabını da böyle okudum işte ve okumamla hayran olmam ve kendime kızmam bir oldu.

Dünde tüm gün boyunca hayatımda ilk defa Charles Bukowski okudum. Doğru bir başlangıç mıydı? Bilmiyorum. “Pis Moruğun Notları”nı okuduktan sonra, doğru ya da yanlış ama iyi bir başlangıç olduğuna karar verdim. Bir garip haldeyim şu anda. Yok sadece, yukarıda bahsettiğim hal değil bu. Bir de kitaptan sonra, kitabın etkisiyle bir tuhaf oldum. Anlatamayacağım bir hal bu. Şimdi bu satırları yazarken de biraz da acaba dedim, acaba kitaba dair bir şeyler yazarsam bu halime de bir ad koyabilir miyim? Maalesef, aciz bir yaratık olarak duruyorum karşınızda. İçimdeki hali anlatmaktan öte gidemiyorum. Sadece, kitaptan okurken aldığım notların bir kısmını aşağıda sizlerle paylaşmak istiyorum. Tabi, yakın bir zamanda, becerebilirsem yazacağıma dair de bir ukde bırakmış oluyorum buraya.

Pis Moruğun Notları - Charles Bukowski

“…sokağa değil cehenneme çıkıyor olmalı, hiç ölmediği için öldürürlerdi onu. C. Bukowski (%14)

kısa bir süre sonra ayrıldım New York'dan, bir daha da gitmedim, gitmeyeceğim de. kentler insanları öldürmek için inşa edilirler, ve bazı kentler insana kısmetli gelir bazıları gelmez, çoğu gelmez. (18)

"bu yüzden arkadaşız, sanırım, arkadaşlık bu demektir: deneyimin önyargılarını paylaşmak."(23.9)

"haklısın, moruk, kadınlar sahtekarlara bu kadar güzel yalan söyledikleri için vurulurlar."

"pekala, öyle olduğunu varsayalım -kadınların sahte erkekleri seçtiklerini- bu Doğa'nın kanununa ters düşmez mi? -güçlü olanınseçilmesi meselesine? nasıl bir toplum bu?"

"toplum kanunları ile doğa kanunları farklıdır, biz doğal olmayan bir toplumda yaşıyoruz, her an havaya uçma tehlikesi içinde yaşamamızın nedeni bu. kadın sahte erkeğin bu toplumda ayakta kalmayı başardığını sezgi yolu ile bilir ve onu yeğler.” (24.8)

“Şerefsizce yaşamaktansa gerekirse işkence altında yavaş yavaş ölebilmeli insan, aptalca mı? en büyük mucizeden daha aptalca değil, tuzağa düşerseniz neyi feda ettiğinizi iyi bilin, iyi bilin, yoksa ruhunuz sizi terkeder. sarayda insanlar ufak ufak parçalanırken Casanova parmaklarını kadınların bacaklarında gezdirirdi; ama Casanova'da öldü. uzun dilli, iri kamışlı ve yüreksiz bir moruk olarak, saltanat sürdüğü doğru, ama pişmanlık duymadan mezarına tüküreceğim de. kadınlar genellikle en ahmak erkeği seçer; insanlığın içinde bulunduğu durumun birinci nedenidir bu: zeki ve dayanıklı Casanova'lar yetiştirdik, hepsinin içi kof.”

“içinde bulunduğun kalıp seni reddederse yapabileceğin tek şey yeni bir kalıp bulmaya çalışmak ya da çalışmaya başlamaktır, sonra yeni kalıbın da seni istemediğini farkedersen neden bir yenisi olmasın? herkesin mutlu olma biçimi farklıdır.” (31.2)

“aşk biraz anlam içeren bir yoldur; seks yeterince anlamlıdır”.(44.4)

“insanın talihi bozulunca ilk giden yüzü olur. diğer çürümeler daha yavaş gerçekleşir.”

“ye çalış, olmadığın zaman bile. kadınların istediği asla duyarlılık değildir, tek istedikleri önemsedikleri birinden duygusal intikam almaktır, kadınlar aptal hayvanlardır aslında, ama erkeğin üstünde öylesine yoğunlaşırlar ki erkek başka şeyler düşünürken onu bozguna uğratırlar.”(45.9)

_________________

* Hayıflanmak: Acınmak, üzülmek, yerinmek, esef etmek.(TDK Sözlüğü)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder