2 Mayıs 2008 Cuma

Antep

Anlatmaya doyamadığım öykülerin kenti. Hep uzaktan sevdiğim, uzak olduğumda sevebildiğim kent. İçindeyim, sedef kakma bir tabut gibi. Dışındayım, musalla taşını seyreder gibiyim. Araftır anlayacağınız benim için. Alleben kıyısı sırat köprüsü gibi uzanır, ben yürürken cenneti düşünürüm. Anteplilerin deyişiyle buna süyükte (u: saçak, eşik) diyebilirim. Antep ağzıyla söylenmiş bir şarkıdaki gibi “süyükten aşağı itildim”. Buradayım, düşmemek için tutunuyorum. Bir süllüm (u: merdiven) arıyorum yeniden çıkabilmek için, hem eşiğe, hem gökyüzüne.

Anlayamazsınız kolay kolay Antep’i ve Anteplileri, öyle sosyolojik inceleme falan da kar etmez anlamaya. Her kentin kendine özgü bir yanı vardır, Antep kendi başına bir özgünlüktür. (u: çok mu klişe oldu?) Ben hep çağrışımlarla düşünürüm, Antep hep bana bir şeyler çağrıştırır, dışarıdayken tabi…

Bir kahramanlık öyküsünü çağrıştırır Antep direnişi, kendini birazda Bolşevik zanneden Şahin beyin ve Antepli yurtseverlerin yazdığı. “Bir atılgan şahin olmuştur, yuva tutmuştur yüceleri”. Dağdaki korkak fareler, Karayılan olmuştur. (u: Nazım’ın Kuvay-ı Milliye Destanından)

Kirletilmiştir Antep, para hem de en karası kirletmiştir Antep’i. Tarihi İpek yolu üzerindedir, artık ipek geçmemektedir lakin, bir torba toza alınan otoboslar geçmiştir.

Örümcekler ağ örmeye başlamıştır Antep’in üzerine. Örneğin, başını bağlarmış Antepli ama başa bağlanan örümcek ağına da hep küfredermiş.

İşgal nedir bilir örneğin Antepli ve bu hala zihinlerdedir. Ama birileri Antep’i Irak için düzenlenen işgal fuaruna ev sahibi yapar.

Küçük bir çocuk, Kamil, anasının namusuna uzanan ellere bedenini siper etmiştir, hep küçük kalmıştır bedeni bu yüzden. Adı büyümüştür lakin, beyaz kadın ticaretine merkez yapılmıştır Antep.

Çok mu karamsar oldu; yoksa siz muhteşem yemeklerinden, ya da tarihi güzelliklerinden bahsetmemi tercih ederdiniz. Sedefçilikten bahsedebilirdim değil mi? Bakırcılar çarşısından, Antep evlerinden ya da… Çağrıştırdığı güzellikleri yazmamak tercihimdir. Gitmeniz ve görmeniz gerek. Doyumsuzdur.

3 yorum:

  1. Antep'i görmedim ama Antep deyince aklıma nefis sofraları geliyor :))

    YanıtlaSil
  2. Aslında ben yazı da aklıma neler geldiğini yazmış oluyorum ama şu nefis sofralar meselesine gelince, maalesef (yazıdan bu maalesefin nedenini çıkarabilirsiniz) şu anda ve bir süre daha o sofralarla iç içeyim ve o sofralarda bazen kafayı yiyorum...

    YanıtlaSil
  3. insan bişeyi uzaktan seyrederken hep özenir ama işin içine girince ya sevmez yada bi süre sonra sıkılır :)

    diğer bi deyişle "komşunun tavuğu göze kaz görünür" :))

    YanıtlaSil