2 Mayıs 2008 Cuma

Ankara'da Yedik Taze Meyvayı

Bir türkü duyarsınız ve parlak bir fikir bulmuş gibi, uzun süredir üzerinde çalıştığınız bir soruna bir çözüm bulmuş gibi sevinirsiniz. Bir türkü duyarsınız ve hiç hissetmediğiniz, yaşamadığınız anlara ait bir şeyler hissedersiniz. Adını koyamadığınız duygular salınır içinizde, dinlemek istersiniz kerelerce, dinlemek istersiniz tadına vara vara. Uyanmak istemediğiniz bir düşte hissedersiniz kendinizi, düşersiniz…

Çok mu abarttım? Kendi adıma böyle duyguları, bu tarz yazıları abartı bulurum da o yüzden soruyorum. Ama ya insan ne yaparsa yapsın yaşamadan anlayamıyor. Dinlemeniz gerek…

Dinlemek isteyenler için youtube'dan Gülay'ın yorumu:

http://www.youtube.com/watch?v=iF32bv2zkw0

Ankara’da Yedik Taze Meyvayı
Boşa Çiğnemişim Yalan Dünyayı
Keskin’den De Sildirmeyin Künyeyi
Söyleyin Anama Anam Ağlasın
Anamdan Başkası Yalan Ağlasın

Ankara’yla Şu Keskin’in Arası
Arasına Kara Duman Durası
Çok Doktorlar Gezdim Yokmuş Çaresi
Söyleyin Anneme Annem Ağlasın
Babamın Oğlu Var Beni Neylesin

Trene Bindim De Tren Salladı
Zalim Doktor Ciğerimi Elledi
İyi olursun Dedi Geri Yolladı
Söyleyin Anama Anam Ağlasın
Anamdan Başkası Yalan Ağlasın

Benzim İçtim Ciğerlerim Tutuşur
Ağlama Hatice, Sefer Yetişir
Söyleyin Anneme Çalsın Nennimi
Kim Alırsa Alsın Nazlı Gelini

Binmiş Taksiye De Sefer Geliyor
Annesinin Ciğerini Deliyor
Gelin Hatice’yi Eller Alıyor
Söyleyin Anama Anam Ağlasın
Gelin Hatice’yi Kimler Eylesin

Mezarımı Derin Kazın Dar Olsun
Edirafı Lale Sümbül Bağ Olsun
Ben Ölüyom Ahbaplarım Sağ Olsun
Söylen Kardaşıma Çalsın Sazımı
Kadir Mevlam Böyle Yazmış Yazımı

Hikayesi de bir internet sitesinde şu şekilde açıklanmış:

”Ankara’nın keskin ilçesinin cin ali köyünde 1924 yılında Sefer adında bir erkek çocuk doğar. İlkokulu köyünde okuyan Sefer 15 yaşından sonra ailesinin tüm rençberlik işlerine yardım eder yürütür. Güçlüdür kuvvetlidir Sefer. Köyde herkes tarafından sevilir. 20 yaşına gelince de Seyfli köyünden Hatice yi istetir. Söz kesilir düğün olur evlenirler.

Aradan üç ay geçince Sefer ince hastalık denilen vereme tutulur. Doktorlar bir çare bulamazlar. Taa Ankara lara götürülür ve 20 Haziran 1944 te garip Sefer ölür. Türkü Sefer için yakılmıştır.”


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder