Sahip olduğunuz bazı şeyleri başka insanlarla paylaşmak istemezsiniz kimi zaman. Kimsenin bilmesine, duymasına bile tahammül edemezsiniz. Okuduğum bir kitabı, dinlediğim bir müziği, izlediğim filmi başkalarıyla paylaşmayı kastetmiyorum. Kişisel paylaşımlara da karşı değilim açıkçası. Ya da bu yeni aldığı bir elbiseyi, yolda yürürken başka birinin üzerinde görenlerin o elbiseyi bir daha giymek istememesi gibi bir şey de değildir.
Yeni şeyler keşfetmeye bayılırım. Yeni bir yazar, yeni bir film, yeni bir mekan, yeni bir insan, yeni bir müzik… Hele de söz konusu müzik olduğunda yeni olmasının yanında amatör olması ayrıca değerlidir. Sağ olsun bu konuda internet alemi bana çok yardımcı oluyor ama öncesinde de, zor olsa da bir şekilde elime geçerdi böyle şeyler. Kimsenin bilmediği, anı sanı duyulmamış gurupları, şarkıcıları ya bir radyo programında, ya gittiğim bir barda, ya bir şenlikte ya da arkadaş ortamında keşfeder sonra onların ürettiklerini bulmaya çalışırım.
İşte böyle amatör ya da adı pek duyulmamış bir müzisyenle ya da grupla karşılaştığımda aldığım keyfin yanında bazen hüzünlenirim de. Neden mi? Birincisi, ülkemizin pek çok köşesinde, bilindik tabiriyle, daha ne cevherler olduğunu düşünür ve bu insanların kendilerini ifade edemediklerine, tükenip gittiğine, kimisinin ölü doğduğuna üzülürüm. İkincisi, bu insanlar kendilerini ifade edemez ve ülkemizin insanları bunlardan mahrum kalırken, ortalığı bir dolu saçma sapan şey kaplamaktadır. Bu adaletsizliğin sadece müzik için değil hayatın her alanında ve her yerde olduğunu söyleyecek olanlara itiraz etmem. Hatta “azizim ülkemizde sanata ve sanatçıya kim değer veriyor ki?” şeklindeki çok hoşlanmadığım tarz bir eleştiriye bile eşlik edebilirim. Ama tek bir şartla! Bu tarz eleştiriler, içinde hep bir tür kanıksamayı barındırır ki benim için kanıksamak ile olmamak arasında çok fark yoktur. Kanıksamak eşittir ölüm bile diyebilirim.
Örneğin, blog ortamının, piyasa koşullarında kendini var edemeyecek birçok yazara en azından kendini ifade edebilme olanağı sunduğu, aynı şeyin müzik yapan insanlar için de geçerli olduğu, hatta son dönemde internet üzerinden popüler olmuş birçok şarkıcının bulunduğu söylenebilir. Hatta internetin bu anlamda bir tür ön eleme aracı olduğu bile iddia edilebilir. Ama ben buna da katılamıyorum. Çünkü kastettiğim şey popülerleşmek değil. Popüler olmanın kötü bir şey olduğunu düşündüğüm için değil, kötü olanın popülerleşmesine karşı olduğum için. Ki çoğu durumda olan budur!
Başlangıçta sahip olduğum bazı şeyleri başkalarıyla paylaşmak istemediğimi söylememin nedeni de bu aslında. Bir tür korku, popülaritenin bozucu etkisi… İki gün önce Pinhani’nin son albümünü dinledim. İlki kadar büyük keyif aldım dinlerken ve hem bu satırları yazmama vesile olan korkum geldi aklıma hem de içim rahatladı. Pinhani’yi, şarkıları henüz bir dizide kullanılmamışken ve çok bilinmezken Ankara’da bir barda keşfetmiştim. Tavsiye eden arkadaşıma güvendiğim için barın önünden geçerken afişini gördüğümde girmek konusunda da pahalı giriş ücretini vermekte de tereddüt etmedim. İyi ki de etmemişim demiştim çıktığımda ve tüm arkadaşlarıma da dinlettim albümünü.
Dedim ya böyle iyi işler çıkaranlar ya popüler olanın baskısı altında yok olup gidiyorlar ya da yine aynı baskı altında bozuluyorlar ve ben ikisini ortasını tutturabilenlere hep saygı duyuyorum. İşte sahip olduğum bazı şeyleri başkalarıyla paylaşamamaktan kastım buydu. Herkes duyarsa, herkes dinlemeye başlarsa bir süre sonra insanların beklentilerini karşılamak ve o popüler olmanın cazibesinden vazgeçememek adına yoldan çıkabileceklerini düşünürüm ve bu yüzden de tedirgin olurum. Daha önce de yazmıştım, öyle bir çölde yaşıyoruz ki her vahayı cennet sayma eğilimindeyiz.
Böyle o kadar çok grup ve müzisyen var ki, her yeni bir şey yaptıklarında içimi aynı korku kaplayıverir. Örneğin, Mor ve Ötesi’nin Eurovizyon’a katılacağını duyduğumda, Deli’yi dinleyip derin bir oh çekene kadar diken üstündeydim. Mesela Kazım Koyuncu’yu düşünün. Ölmeden önce yaklaşık on yıldır müzik yapıyordu Kazım. Grup Dinmeyen’i, Zugaşi Berepe’yi ya da Kazım’ın emeğini kattığı diğer çalışmaları kim biliyordu ki? Peki hala kim biliyor popüler olmuş çalışmaların dışındakileri?
ben biliyodum.
YanıtlaSil