Sonbahardı ve Ankara’daydım. İyi hatırlıyorum o günü, içimdeki çocukça heyecanı, platonik bir aşk karşısındaki ezikliğin, aşık olunan kadınla gidilecek olan bir film dolayısıyla içine karıştığı sevinci, filme geç kalışımızı ve telaşla taksiye binişimizi…
Sonbahardı ve içime havanın griliği çökmüştü. Âşıktım vesselam ve aşk, o çocuk yaşlarımda benim için hep griydi. Geldiğim şehirde bıraktığım platonik aşkımdan geriye, o çocuksu duyguların güzelliği yanında hala süren bir dostluk kalmıştı. Ben daha yirmi yaşına bile varmamıştım ve hep söylediğim gibi, insan o yaşlarda henüz “ben nerde yanlış yaptım?” diye sorup buna verdiği cevabı hayat tecrübesi olarak bir yere kaydetmiyor. Ben öyleydim, yapmıyordum. Üstelik yapmamış ve sonuçlarına katlanmamış gibi bir daha yapıyordum. Geldiğim şehirdeki platonik aşkım nedeniyle çok acı çekmiştim ama o biter bitmez başka bir platonik aşka tutulmuştum. 
Kavaklıdere sinemasındaydı film ve biz zar zor yetişmiştik. Carlos Saura’nın Tango filmiydi gittiğimiz ve Saura’nın “Kanlı Düğün”ünü izlemiş ve çok beğenmiş olduğumdan bu filme gitmeyi de ben önermiştim. Şimdi filme dair çok az şey hatırlıyorum. Gözümün önünde birbirinden kopuk sahneler var sadece ve bu yüzden size filmi anlatmayı çok istesem de yapamam. Yakın zamanda, filmi bulup yeniden izlemek istiyorum ama. Eğer bulurda izlersem de yazmak…
Filmden çıktığımızda ikimiz de çok beğenmiş ve birkaç gün boyunca film üzerine konuşup durmuştuk. Sonra, iki gün sonra platonik aşkım olan kadın bana bu filmin müziklerinin kasetini hediye etmişti. Zaten bizi filmde en çok etkileyen şey de Lalo Schifrin’in yaptığı müzikleriydi. Film bir yana, benim tango ile olan uzaktan selamımı tanışmaya dönüştüren bu filmin müzikleri olmuştur.
İnsan beyni böyle işte, ben böyleyim, bir çağrışımla nerelere sürükleniyor düşünce. Geçen gün tesadüfen bulduğum ve çok beğendiğim bir albümü dinlerken geldi tüm bunlar aklıma. 
Hakkında çok bir şey yazamayacağım Tombaz grubunun “Variete Oriental – Kantolar ve Tangolar” isimli albümünden bahsediyorum. Çıkardığı tüm ürünleri takip etmeye çalıştığım Kalan Müzik etiketini albümde görmek haliyle şaşırtmadı beni. Albüm henüz çok yeni olduğundan, albüme ve gruba dair çok fazla bir şey bulup bunları size aktarmam mümkün olmadı ama adından anlaşılacağı gibi tango ve kantolardan oluşan on üç tane eski şarkının yeniden yorumlanmasından oluşan bu albümü mutlaka dinlemenizi öneriyorum.
Aşağıdaki yazı, Kalan Müzik’in internet sitesinden aktarılmıştır. Ayrıca aynı siteden albüme dair örnekler dinlemenin de mümkün olduğunu belirteyim.
“Doğunun çok kültürlü şehirlerinden biri olan İstanbul’daki Kanto ve Tango müzik kültürleri, Batı Avrupa’nın çok kültürlü şehirlerinden biri olan Amsterdam’da, yaklaşık yüzyıl sonra Tombaz grubu sayesinde tekrar gün ışığına çıktı. 1998 yılında kurulan Tombaz grubu, Doğu-Batı sentezi niteliğindeki bu iki tür müziği, hayat buldukları topraklardan binlerce kilometre uza
kta yeniden yaratmak/yaşatmak için çalışmalar sürdürüyor. Tombaz grubunun yaptığı müziğin sunumu bir konser disiplininden çok bir müzikalin özelliklerini taşıyor. Bu bakımdan Kanto ve Tango yapan diğer topluluklardan hemen ayrılıyorlar. Ancak Tombaz’ın farkı yalnız bununla sınırlı değil… Öncelikle topluluğun orkestra üyeleri alanlarında yetkin ve profesyonel müzisyenlerden oluşuyor. Piyano, kontrbas, keman, klarnet, akordiyon ve perküsyondan meydana gelen grup üyelerinin müzikal duyarlılığı, entonasyon anlayışları, araştırmacı kimlikleri yaptıkları müziğe özel bir anlam katıyor. Elbette bir başka özellikleri daha var ki o da yaptıkları müziğin ruhuna uyum sağladığı gibi müziğin uluslar arası olma özelliğine de gönderme yapıyor: Türk, Hollandalı, Romen ve Yunan müzisyenlerden kurulu bir grup Tombaz.”
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder