22 Temmuz 2008 Salı

Düşünme de...

Böyle arkası yarın tarzını, öyküler dışında, pek sevmiyorum ama işte bir önceki yazıda mazeretimi bildirdiğimden, gelmek istediğim yere bugün gelebilirim. Gelmişken çok durmayıp hemen kalkacağım ve bugün olabildiğince kısa tutmaya çalışacağım ama yine de söz veremem. Bilirsiniz ki beceremiyorum. Ama elimden geleni de yapıyorum. Mesela gözüm ha bire, sözcük sayısına gidiyor ve bu yüzden konsantre bile olamıyorum.
Dün bir konsere gittiğinde ne yapar insan demiş, kendimce kısa cevaplar vermiş ve bugün de bir konserde insan ne yapmaz sorusuna cevap arayacağımı söylemiştim ve yapıyorum.
İnsan bir konsere gidiyorsa ilk yapmaması gereken şey yalnız olmamakmış; tecrübe etmiş bulunuyorum. Tabi demiştim ya bir caz konserine yahut klasik müzik konserine gidiyorsanız belki yalnız olmak tercih bile edilebilir ama pop müzik konserine gidiyorsanız kesinlikle çekilmiyor. Hayır, konser değil çekilmeyen, o her durumda güzel olabiliyor ama çekilmeyen kendiniz oluyorsunuz. Ben kendime dayanamadım da o yüzden böyle söylüyorum.
Şimdi, haliyle insan hoplamak zıplamak istiyor ama olmuyor ve yapamıyorsunuz çünkü yalnızsınız. Yalnızsınız ve bir elinizde sigara, diğer eliniz onun altından belinize dolanmış bir şekilde duruyorsunuz. Sanki oraya eğlenmeye değil de, “popüler müziğin, gençliğimiz üzerindeki etkileri ve sonuçları” konulu bir konferans dinlemeye gelmişsiniz.
Konser ortamı bu ve içinize işleyen, içinizden geçenlere tercüman olan şarkıları dinlerken bağıra çağıra eşlik etmek istiyorsunuz ama ne mümkün? İçinizde bir şeyler bağırıyor daha çok ve içinize patlıyorsunuz ve ikinci sigarayı da yakıp duruşunuzu değiştirmeden en olmadık şeyleri, kötü anların anılarını gözünüzde canlandırıyorsunuz, ister istemez…
Ne düşündüm mesela biliyor musunuz? Eğer içimden geçenleri şarkı yapmış olsaydım, bunları sürekli söyleyen bir şarkıcı olmak istemezdim. Hissettiğim ve dile getirdiğim acıları bu şekilde tekrarlayarak ve sırf insanlar dinlesin diye söyleyerek kendime ve hissettiklerime ihanet etmiş olurdum. Onlar içimden çıktığı andan itibaren bile yabancılaşıyor kendime ve ben olmaktan ve benim olmaktan uzaklaşıyorlar. Samimiyetlerini yitiriyorlar vesselam…
Ama arada kendimi aştığım anlarda olmadı değil. Varsın yanımda kimse olmasın, varsın ben de yalnız olayım dediğim oldu. Öyle bir cesaretle, biraz daha fazla karıştım kalabalıkların arasına, ilerledim ileriye doğru ve durdum. Şimdi daha iyi görebiliyordum sanatçıyı ve kendimi biraz daha fazla içerde hissediyor ve yalnızlığımı düşünmüyordum. Önce ayağımla ritim tutup şarkıya eşlik etmeye başladım ama öyle bağıra çağıra olduğunu düşünmeyin. Sesim utangaç bir çocuk gibiydi ve bir süre sonra keyif almamaya ve hissetmemeye başladım yeniden.
Anlamı yoktu artık ama gitmek de istemiyordum. Arkalara doğru çekildim yeniden ve kalabalığın dışına çıktım. Giriş kapısına yakın bir yerde, yere atılmış minderler vardı ve insanlar oturuyordu üzerinde. Bir tarafında gençler vardı minderlerin ama öbür yanında çoluk çocuk, ailecek sanki pikniğe gelmiş gibi oturan orta yaş ve üstü insanlar. İkincilerin öyle konserle falan ilgilendikleri yoktu ve niye geldiklerini anlamak mümkün değildi. Biraz düşününce, gelmeyi çok isteyen çocuklarını yalnız bırakmamak için onlarla gelmiş olan aileler olduklarını düşündüm.
Gördüğünüz gibi düşündüm, konseri dinlemeyi bırakıp düşündüm. Oysa konserde ne yapılmaz? Düşünülmez! Hissedilebilir belki ya da duygulanılabilir ya da ne bileyim işte bir dolu şey yapılır ama düşünülmez…
Hele yan tarafınızda oturan üç tane kızdan birini tavlamaya çalışan ağır abi rolündeki hemcinsim seyredilip ne olacak diye beklenmez. Öyle ama ben yaptım, konserin geri kalanında onları izledim. Şimdi baştan söyleyeyim ki arkadaşın kızlardan hangisini tavlamaya çalıştığının bir önemi yoktu çünkü o oltayı atmıştı ve artık hangisi gelirse, rast gele…
Bir garibim ben kesin. Ne diye konserdeki sanatçılardan çok bunu izlerken keyif alırım ki o akşam? “Peki o kadar izledin de sonuçta ne oldu peki?” diyorsanız cevabını bilmiyorum çünkü bir süre sonra bizim delikanlının beceremeyeceğine ikna olup onları izlemekten de konserden de vazgeçerek eve döndüm…

Not : Böyle başlamıştı bu yazı ama böyle bitmeyecekti. Bir yerde ben bitmiştim, o buraya kadar süründü...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder