29 Temmuz 2008 Salı

Angut Bir Kuştur! (Kan, Korku, Siyaset)

Siyasetten nefret ediyorum ama siyaset yapmak gerektiğini düşünüyorum. Başka türlüsü mümkün olmadığı, başka şansımız olmadığı için. Ama en çok da siyasetin olmadığı bir dünya olabilsin diye siyaset yapmak gerekiyor.

Kanla siyaset yapanlardan, ölümü siyasi bir araç olarak kullananlardan nefret ediyorum. Uğruna ölümün göze alınabileceği mücadelelere ve bir mücadele uğruna ölenlere her zaman saygı duyuyorum ama başka insanları öldürenlere değil.

Kanla yapılan siyaseti kullanarak siyaset yapanlara karşı hislerimi ise tarifleyemiyorum bile... Ölen insanların cansız bedenleri üzerinde yürüdüklerini düşünüyorum. Yüzlerini ekranda ya da gazetelerde, her gördüğümde, gözümün önüne hep bu görüntü geliyor ve ben daha fazla iğreniyorum. Hiçbiri daha az masum değil, ne bombacılar ne akp ne abd ne de...

Katilleri anlamak zor ama anlatmak değil. Bir cinayeti, olmamış bir cinayeti, olmuş gibi yazabilirim. Bir katilin içinden geçenleri yaşarcasına dökebilirim kelimelere ama anlayamam. Anlayamadığınız şeyi anlatamazsınız derdin Sevgi Hocam, fizik değil ki bu sana hak vereyim.

Korku da bir katildir, aklın katili ve korku da anlaşılmazdır ama anlatılabilir. Hatta hissedebilir ve yaşayabilirim korkuyu ama anlayamam. Akla zarar her şeyden nefret ediyorum, aklı öldüren korkulardan ise en çok. Yanlış anlaşılmasın korkmamak gerek de demiyorum, korkusuzum da... Korkuları yenmek, korkusuz olabilmek güzeldir elbette ama hiçbir şeyden korkmayan biri olmak da mümkün değildir. Zaten benim sözüm korkanlara değil de korkup kaçanlaradır, korkaklığa değil, korkup kaçmayadır…

***

Ne olacak şimdi? Ölenler, öldükleriyle kalacaklar, orası kesin. Üç beş kişiyi katliamın sorumlusu diye önümüze sürecekleri de malum. Tüm günahlarını, günah keçisi misali ne idiğü belirsiz bir çetenin üzerine atmaya alışmışken, suçu belki yine onun üzerine atarlar kim bilir?

Başka? Ölenlerin öldükleriyle kalacakları kesin ama ya ölmeden kalanlar, korkup sinecek olanlar, zaten az biraz kalmış olan aklını da korkuların kemirdiği insanlar ne olacak? Onlara, olan zaten olmuş olacağından, ben de olacağı sorarken ne olmuş olacağını söylemiş oldum. Ama bir kez daha söyleyebilirim: korkacaklar. Korkacaklar ve, ya kaçacaklar korktuklarından ya da korkmamak için korktukları güce teslim olacaklar…

Birileri, ölülerin üzerinde siyaset yapacak, üzerlerine basa basa. İstikrar diyecek, bizim sizi sokmak istediğimiz tünele girin, orası güvenli diyecekler ve karanlık bir tünelin içine hapsedecekler. Girilen kapı kapanmış olacak ve tek çıkış, onlara çıkacak.

Ölenler öldükleriyle kalacaklar da ya biz kalanlar, kalacak mıyız? Eşini kaybetmiş bir angut kuşu gibi oracıkta öyle duracak mıyız?

İğreniyorum…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder