Gülmek güzel şey, gülebilmek… İnsanları güldürmek güzel şey. Bir çift gülen göz görmek, size bakan ve gülen gözler… Gülünecek bir halde olmanızı kastetmiyorum ama sevdiğiniz bir insanın gülmesine sebep olacaksa, gülünecek halde olmanın da bir önemi yok, ben kendi adıma tercih bile edebilirim.
Sabah olup da uyandığınızda, yanınızda yatan sevgilinizin, size gülümsediğini görmek, paha biçilmez. Şimdi illa sevgilimi olması gerekiyor, ya evliyse insan yanında yatan eşinin gülmesi de böyle değil mi deyip kendinize güldürmeyin beni. Yanınızda yatan karınız ya da kocanız, sevgiliniz değilse, sevgili, sevgi dolu değilse, gülse ne olur gülmese ne olur! Bu yüzden, sevgiliniz derken, hepsini içine kattığımı anlayıverin.
Ama, evli çiftlerden söz etmişken, aranızdaki birinin gülmesi en güzelidir. Yok, yanlış anlamayın, aranızdaki derken, karınızın ya da kocanızın sizi aldattığı kişinin, hain gülümsemelerini kastetmiyorum. Hatta o en çirkinidir. Benim kastettiğim aranızda yatan bebeğinizin size gülümsemesidir. Hatta bu gülümsemenin anneler üzerinde olumlu etkileri olduğuna dair bir haberi yenice okudum gazetede. Haber demişken, gazetelerin arka sayfa haberlerinde, gülmenin insan ömrünü uzattığı vb haberlerden bolca bulunmaktadır. Hadi haklarını yemeyeyim, genel olarak bu tür, “yapılan bir araştırmada” diye başlayan haberlerden hiç hazzetmesem de mevzu gülmek ve gülmeyi teşvik etmek olunca kızmayabilirim.
Şimdi bunu dedim diye, her şeye de gülünür demiyorum, her önünüze gelen şeye gülün demiyorum, her durumda gülün demiyorum… Hayır, tamam ağlamak da güzeldir ama ben şimdi ağlama güzellemesi yapmak için her şeye gülünmez demiyorum. Geçenlerde yağmur notları’na da not aldığım, Brecht’in “Mizahın olmadığı yerde yaşamak zor, ama her şeyin mizah olduğu bir yerde de yaşamak olanaksızdır" sözü ne demek istediğimi anlatıyor sanırım ama yine de bir ek yapmalıyım.
Öyle her şeye gülüyorsunuz diyelim, her önünüze gelene ve her durumda ve bunu kötü bir şey olarak görmüyorsunuz ve ben de size hak veriyorum. Zira yapacak başka bir şey yok, insanın canı çıkar huyu çıkmaz. Sorun güldüğünüz bazı şeylere gülüp geçmektir. Gülün ama geçmeyin. Tarih böyle her şeye gülüp geçenlerin, hem gülünecek duruma geldikleri hem de üzerlerinden geçildiği örneklerle doludur. Ben uyarayım da siz vaka kayıt defterinde benim de adım yazılsın diye düşünüyorsanız yine bildiğinizi yapın.
Bir de insanların sakarlıklarına gülmek meselesi vardır ki bundan daha önce bahsettim gibi geliyor. Ama o kadar çok yazıyorum ki acaba burada mı bahsettim diye emin olamıyorum. Eğer öyleyse bile, “tekrarlar bazen ilerleticidir” deyip her zaman kendini tekrar eden ama ilerlediğini hiç görmediğim, tam tersine geriye doğru giden eski sevgilimin sözüne sığınayım. Böyle yaparak ben de mi geri gittim ne! Neyse, onu hatırlamak bile her durumda beni hem geriyor, hem geriletiyor olduğundan geçiyorum.
Sakarlık diyordum ama sakarlığı hiç sevmediğimi söylememiştim, söyledim. Ben kendim sakarlık yaptığımda öyle bir hale gelirim ki… Bu üç noktadan sonrasını merak etmeyin lütfen, zira ben sizleri seviyorum ve bir merak uğruna, benim bir sakarlıktan sonraki halimle tanışmanızı istemem. Ama sakarlığı siz yaparsanız, yaptıysanız, sizi de tanımak istemem, onu da söyleyeyim.
Sakarlıklar bazen komik olabiliyor değil mi? Hatta bunu kullanarak çekilen bir s
ürü film var. Aklınıza hemen, sevgili gülen adam Kemal Sunal ya da dünya tatlısı Şarlo gelmiştir diye tahmin ediyorum. Ben her ikisini de çok seviyorum ve adı geçmişken, ülkemiz insanlarının sevgilerinin de yalan olduğunu söylemeden geçemiyorum. Neden mi? Hala her gün televizyonda izleyip güldüğümüz Kemal Sunal’ı ölüm yıldönümünde hemen kimse hatırlamamış da o yüzden. Demek herkes Kemal Abi’ye sadece gülmüş ve geçmiş…
Bu sakarlık mevzusunda çelişkili bir şeyler söylediğimi düşünenler olabilir. Sakarlığı sevmediğimi söylemiştim ya o yüzden diyorum. Tartışmayacağım, sadece şunu söylemek istiyorum ki sakarlık genellikle dikkatsizlik ve akılsızlıktan olur ve çoğu zaman “kırıcı”dır. Ama sakarlık bazen saflıktandır. Saflık çok şeyi güzel kılıyor ve “saflık” ile salaklık aynı şey değil…
Not : Resimler internetten alınmıştır.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder