İnsan yazarken fark ediyor bazı şeyleri. Bunu iki anlamda da söylüyorum. Birincisi kullandığınız dile, dili kullanımınıza dair ki bu da çoğu durumda birazdan ikinci olarak söyleyeceğim düşünce biçiminizle çok alakalı.
Kendinizi ifade ederken dil ne kadar ve nereye kadar önemli ve nereden sonra önemli değil diye bir tartışmaya girmeyeceğim. Bu çok sık yapılan bir şey ve anlamlı sonuçlar üretebiliyor ve ben de bu yüzden, bir şeyleri tekrar etmek istemediğim için girmiyorum tartışmaya ama şunu düşünüyorum ki konuşmak iletişimde ne kadar önemli olursa olsun bir o kadar da tehlikeli bir şey. Bunu eğer konu yerine gelirse yeniden detaylandırabilmek umuduyla geçiyorum.
Şunu söylemek istiyorum ki insan kullandığı dile ve o dili kendi kullanımına dair çok az düşünüyor. Hayır, bunu bir şikâyet ya da eleştiri olarak söylemiyorum çünkü böyle olması doğal. İnsan, durup dururken “ben de şu kelimeyi amma çok kullanıyorum”, “galiba konuşurken çok fazla devrik cümleler kuruyorum”, “ifadelerim acaba karşıdaki tarafından algılanıyor mu?” gibi şeyleri düşünmez bence. Bunu ya biri size söylediğinde ya da yazarken fark ediyorsunuz? Birincisi konusunda, yani birinin sizi, dilinizi kullanımınız konusunda uyarması için şanslı biri olmalısınız ve çevrenizde böyle biri olmalı. Zira hem sizi böyle olumlu anlamda eleştirecek hem de kullandığı dile özen gösteren arkadaşlar bulmak o kadar da kolay değil.
Bu durumda geriye en iyimser ihtimal olarak yazmak kalıyor ve gerçekten de yazarken dili nasıl kullandığınızı çok iyi görebiliyorsunuz. Hele de benim gibi konuşur gibi yazan biriyseniz, bu kesinlikle böyle. Örneğin, bundan yıllar önce, ilk yürek ağrım olan kadın beni “ama”yı çok kullandığım için eleştirir ve hatta çok kızdığında bana, benim adımın önüne bir “ama” getirmek suretiyle, diyelim ki “Ama Yağmur” şeklinde seslenirdi. Yaklaşık iki yıldır yazan biri olarak bunu, yani “ama”yı çok fazla kullandığımı yeni yeni fark ediyorum…
Yazarken gördüğünüz bir başka şey de nasıl düşündüğünüz oluyor. Hatta daha ileri gidip diyebilirim ki yazarken düşünmeyi de ya da nasıl düşünülmesi gerektiğini de öğrenebiliyorsunuz. Bunu çok sevdiğim birinin ifadesiyle söyleyecek olursam, “insan en iyi yazarken düşünüyor” da diyebilirim. Geçenlerde okuduğum bir romanda, dilinden aktarılan kişi annesinin ona düzenli ve diyalektik bir düşünce biçimi olmadığını söylediğini anlatıyor ve bunu da o anda yazarken fark ettiğini yazıyordu.
Şimdi buradan şunu söyleyebilir miyiz? İnsanlar yazmadıkları için sistematik düşünemiyorlar ve sistematik düşünmedikleri için yazamıyorlar. Yumurta tavuk meselesine çok benzediğinin farkındayım ama sonuçta gerçekten ve tam olarak böyle olduğunu düşünüyorum.
Bu arada “abiciğim ben günde neredeyse üç saat Messenger ile yazışıyorum, demek ki ben de yazılı ifade yeteneği süper” diyenleri ciddiye bile almadan devam edeceğim. Neden mi? Ne siz sorun ne ben söyleyeyim…
Uzunca süre, hemen her gün görüştüğü sevgilisine bile mektup yazmış biri olarak söylemeliyim ki eğer yazmak bir “alışkanlık” haline geldiyse, uzun şeyler okumak da uzun şeyler yazmak da bir yük olmuyor hiçbir zaman. Bunu, çok yapmadığım bir itiraf olarak düşünecekseniz, uzun yazdığımı düşünen arkadaşlarıma bir cevap olarak da yazdığımı söylemeliyim. Yine bir arkadaşıma söylediğim, “yeter ki içi boş olmasın” ekini de yaparak…
“Söz uçar yazı kalır” sözünün çok doğru olması bir yana, söz ve konuşmak gerçekten kolaycılıktır. Neyi kastettiğimi açmayacağım; ama konuşarak geri dönüşü çok zor bir yola giriyorsanız eğer yazarken girdiğiniz yol, aynı nedenle dönüşü imkansız bir yoldur. Bu yüzden, bana göre, daha titiz olmayı gerektirir ki ilişkileri yıpratan şey de genellikle budur: konuşmanın kolaycılığı ve titiz olmamak…
Yazmak titiz ve dikkatli olmak gereken bir iştir vesselam ve insan ve insan ilişkileri kesinlikle bunu hak etmektedir…
Not : Eğer bu yazdıklarımı birine atfedecek olsaydım, bu kişi kesinlikle ilişkimiz boyunca onlarca mektup yazdığım eski sevgilim olurdu. Yazmayı o kadar çok sevmesine rağmen, bana yazmaktan olabildiğince kaçındığı, çünkü veremeyeceği sözlerin vebalini taşımak istemediği için…
sen de her şey gibi yanımda iken
YanıtlaSilsen misin,
sen mi oluyorsun gözlerimde diken?
git,
git benden uzak,
uzak bir yere git;
ne olur içimde her zaman bir ümit...
her uzak şey gibi öyle yalnız hayal,
yalnız rayiha ve renk,
şarkı, şarkı halinde kal...
YAZIYORUM BENDE...vE O YUZDEN UZUN YAZILARINIZI SEVEREK, DÜŞÜNEREK KEYIFLE OKUYORUM BELİKİ DE..
YanıtlaSiltESADÜFTÜ SİZİNLE KARŞILAŞMAM, HEP KALIN YAZILARINIZLA BİRLİKTE...
sEVGİYLE,