22 Eylül 2009 Salı

Cesaret Nedir? Karar Verin!

Televizyonda rastladım çocuklara, bir programa katılmışlardı. Marsis’miş grubun adı ve Lazca rock yapıyorlarmış. Solistlerinin hem sesi hem görünüşü Kazım Koyuncu’ya çok benziyordu. Merak ettim ve son albümlerini buldum hemen. Şu anda bu satırları yazarken bir yandan da o albümü dinliyorum.

Benim gibi hem Karadeniz müziğini hem de rock’ı seven biri için çok keyifli bir albüm ama grubu biraz daha tanımadan, varsa başka albümlerini de bulmadan çok fazla bir şey yazmak istemiyorum şimdilik ve hakkımı sonraya bırakıyorum…

Devam ediyorum…

Albümdeki şarkılardan biri kolbastıydı ve ben bir yandan kahvaltı hazırlarken bir yandan da odanın içerisinde beceriksizce dans etmeye çalışıyordum… Yazın gittiğim bir düğünde kolbastının memleketinden gelmiş on on bir yaşlarında iki kız çocuğunun büyük bir maharetle ve uyum içerisinde bu oyunu oynadıklarını gördükten sonra çok imrenmiştim zaten ve sabah sabah, Marsis’in albümünde müziği duyunca dayanamadım.

O anda mutfakta kahvaltıya yardım eden arkadaşım da dayanamadı ve hevesimi kursağımda bırakan şu cümleleri söyledi: “Hocam sen naif bir insansın! Senin özünde yok böyle şeyler! Sen bırak dans etmeyi. Oku, yaz... Bunlar cesaret isteyen şeyler…”

Cesaret ve müzik… Cesaret ve dans etmek… Cesaret ve her şey… Cesaret ve ben…

Cesaret ve…

Ne çok şey düşündüm o anda…

Birincisi, naif olmak ile dans etmek arasında bir ilişki yoktu. Ama bu en önemsiziydi…

İkincisi, insanın özünde neyin olup neyin olmadığını, hele de ilk bakışta kimse bilemezdi. Üstelik dans etmek, insanın, insanlığın özünde vardı. Bu da görece önemsizdi…

Üçüncüsü, okumayı da severdim yazmayı da ama bu dans etmeme engel değildi. Elbette bir yandan elimde kitabı okuyup bir yandan da dans etmeye ya da defterime bir şeyler karalarken ayaklarımın ritmini ellerime uydurmaya çalışmıyorsam…

Hadi bu da bir yerden sonra önemsizdi; ama dördüncüsü…

Dans etmek ve cesaret…

Evet, dans etmek cesaret isteyen bir şeydir. Hele biriyle birlikte dans etmek daha büyük bir cesaret ister. Üstelik hepsinden öte dans etmeyi bilecek birini bulmanız gerekir ve bu hiç de kolay değildir…

Ama cesaret nedir? Dans etmek neden cesaret isteyen bir şeydir? Bunlara cevap verecek değilim ama şunu söyleyeceğim ki burada ilginç olan cesaretin basit dışavurumlarla özdeşleştirilmesi yanlışıdır. Cesaret, basit dışavurumlarla kendini ortaya koyan bir şey değildir ve hatta psikolog arkadaşlarım yanlışımı düzetir belki ama bence, basit dışavurumlarla ortaya konulmaya çalışılan cesaret gösterileri tam tersine bir korku ifadesi olmaktan başka bir şey değildir…

Cesaret eylemdir ama bence önce düşüncedir… Cesur olan, olması gereken düşüncedir ve zaten cesur düşünce her daim gebe bir kadındır, cesur eylemler doğurur…

Saçma sapan dışavurumlarla cesaret gösterisi yapan insanlardan ve onların korkak düşüncelerinden uzak durmaya çaba gösteriyorum. Cesaretin saçma sapan dışavurumlardan ibaret görülmesinden ve dışarıdan bir insanın davranışlarına bakıp onun cesaret testine tutulmasından hiç hazzetmiyorum…

Sabah sabah kahvaltı bile yapmadan müziğe kendini kaptırıp oynamaya, dans etmeye başlamak cesaret ile ifade edilemez. Üstelik birinin beni cesaret testine tutmasından her durumda nefret ediyorum… Hele de benim gibi tüm hayatını en az altı kere baştan sona yıkıp yeniden kurmuş ve her defasında öyle ya da böyle ayaklarının üstünde kalmayı başarmış biri olarak, karşıma geçip birilerinin bana cesaret dersi vermesinden iğreniyorum…

Cesaret nedir?

Karar verin!

Cesaret önce budur; karar verebilmek… En basit konularda dahi karar bile veremiyorsanız bana cesaretten bahsetmeyin…

1 yorum:

  1. Süpersin..
    İşte cesaretin gerçek tanımı.Örneklerle üstelik..

    Budur cesaret..

    YanıtlaSil