14 Mart 2009 Cumartesi

Erkeklerin Aklından...

Dünyanın en güzel gözleri de olsa karşınızda, yetmez. Bir üçüncü göz gerek. Her zaman. Dışına çıkamazsınız her zaman içinden geçtiğiniz süreçlerin. Dışarıdan bakan biri gerek. Kim olduğu bazen çok önemsiz; önemli olan üçüncü olması…

                Bazen, cahil perilerin karşı penceresinden bakabilmek, bakıp görebilmek gerek.

                Hayatta hep böyle insanlar bulunsun istedim çevremde, oldu. Başa bir yerden bakan insanlar, başka bir düzlemden, başka bir boyuttan ve hep dedim ki düzlem aynı olduktan sonra, nereden bakarsan bak, görebileceklerinin sınırı var. Tıpkı arabanın dikiz aynalarının kör noktaları gibi, tıpkı o kör noktaların sizi tehlikeye atmaması için ayna görüntüsü ile yetinmeyip başınızı hafifçe çevirmeniz gerektiği gibi…

                Söz konusu olan kadın ve erkek olduğunda, eşcinseller örneğin... Ve açıkça söylüyorum, eşcinsel bir tanıdığınız varsa, buna değer verin. Hiç bakmadığınız bir yerden baktığını görecekseniz ve aradaki düzlem farkını hemen hissedeceksiniz. Bırakın ilk anda zihninizde oluşan, kendi hemcinsiyle sevişen bir insan görüntüsünün sizde yarattığı “iğrenç” imgeyi. Zira bazen düşünüyorum da insanın karşısındaki insanı bundan ibaret görmesinden daha iğrenç ne olabileceğini, çok az şey geliyor aklıma…

Neden yazıyorum bunu? Şimdilik sadece not etmek için. Not ettim, geçiyorum…

 ***

  Yakın zaman aralıkları ile iki öykü antolojisi okudum. Aynı iddia ile hazırlanmış iki ayrı kitap. Birincisi, biri erkek diğeri kadın iki “kişi” tarafından hazırlanmış “Erkeklerin Aklından Geçen Öyküler”, ikincisi, “Murathan Mungan’ın Seçtikleriyle Erkeklerin Hikâyeleri.”

                Birinci seçkide hem Türk hem de dünya edebiyatından isimler bulunurken, ikincisinde Türkçe yazan yazarlara yer verilmemiş. Ancak her iki kitaptaki tüm yazarlar erkek. Aslında şimdi iki kitap arasında dikkatimi çeken ayrımları yazmadan önce ortak yanları yazmak istedim ama Henry Miller’in Madmazel Claude öyküsünün her iki kitapta da yer alması ve bunun dışında farklı öyküleriyle bir iki yazarın her iki kitapta da bulunması dışında başka bir şey bulamadım yazacak.

            

    Kitaplardaki yazarlarla ve öyküleriyle, en azından burada anlatmak istediklerim açısında bir sorunum bulunmadığını hemen belirtmeliyim. Her iki kitabı okurken de farklı yazarların çok hoş öykülerini bir arada bulabilmek ve hele bunları belli bir yaklaşım bütünlüğü ile okuyabilmek kesinlikle çok keyifli ve öğretici. Bir kısmını yağmur notlarına aldığım pek çok altı çizili cümle bulunuyor her iki kitapta da ama bu kadar.

                Yani sorun burada başlıyor. Daha doğrusu burada başlamıyor ve başladığı yerden buralara yansıyor ve burada kesinlikle bitmiyor. Biliyorsunuz malumun ilamı bilimsel bir temele de dayansa bilimsel bir iddia içermiyor. Hele de çok bilinen ve doğru olduğu zannedilenlerin tekrarından ibaretse…

                Örneğin, erkeklerin aklından sadece cinselliğin, fiziki güzelliğin, kadınların kalçalarının, göğüslerinin, vajinasının geçtiği, kaba bir kıskançlığın ve evet genel olarak kaba şeylerin geçtiği bir yanlışın, tek yanlı bir bakışın tekrarından öte geçmiyor. Hep söylüyorum baktığı şeyde gördükleri üzerinden insanın edindiği yargıları, insanın kendisini bağlıyor ama çoğu durumda gördüğü “şey”in kendisini değil.

                Bir erkeğe baktığınızda gördükleriniz de sizi bağlıyor ama ben iddia ediyorum erkeği ve erkekliği bağlamıyor çünkü bu değil… En azından erkeklerin aklından geçen öyküleri sunmak iddiasındaysanız erkeklerin aklından sadece bunlar geçmiyor ve Murathan Mungan kendi seçkisinde bunu bir güzel gösteriyor.

                Başka bir yere bakabilmek gerekiyor. Erkeklerin aklından cinsellik geçiyor evet ama birincisi sadece erkeklerin aklından geçmiyor ve erkekler fizyolojik olarak bu konuda belirgin bir farkındalık yaşıyor (uyarılmış bir penis etkisi düşünün) ikincisi bundan ötesini de görebilmek gerekiyor. Erkeğin toplumsal cinsiyet ilişkileri içerisinde “egemen” konumda olmasının yarattıkları başta olmak üzere, yaşadığı gerilimleri, içsel yalnızlığını, psikolojik ve sosyolojik kırılma noktalarını, çektiği acıları ve… Ve daha bir dolu şeyi…        

        Ve özellikle kadınlar için erkeklere dair değerlendirmelerin, “en iyi savunma saldırıdır”dan öte gitmesi gerekiyor. Erkekleri, belli başlıklarda aşağılamanın ve küçümsemenin sadece erkekler için değil kadınlar içinde ne kadar örseleyici olduğunun farkına varmak gerekiyor örneğin. Zira, küçümseme denilen şey sadece bir ayna görüntüsü etkisinden başka bir şey yaratmaz ve ışığın bir mercekte ve aynada kırılmasıyla ve o aynaya, merceğe neresinden bakıldığıyla alakalıdır.


 ·         Erkeklerin Aklından Geçen Öyküler, Hazırlayan: Enver Ercan, İdil Önemli, Everest Yayınları, Kasım 2002, İstanbul

       ·         Murathan Mungan’ın Seçtikleriyle Erkeklerin Hikayeleri, Metis Edebiyat, Aralık 2006, İstanbul

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder