İmrendirilecek hayatlar sunarlar size, özenilecek aşklar izlersiniz. Bir ah dersiniz içinizden, beyninizden hayal ettiğiniz görüntüleri geçirirken…
Sunana, izletene kızmıyorum, suçu var ya da yok, sorun sunulanı kabul edende…
Başka başka zamanlarda, başka başka filmlerde, başka başka romanlarda, başka başka şiirlerde de oldu, olacak. İzleyecek, okuyacak, dinleyecek kimileri ve gözlerini kapatacak, hayallerini izleyecek, dinleyecek, yazacak, söyleyecek… Abartacak, deneyecek, olmayacak, üzülecek…
Yanındaki sevgilisine daha sıkı sarıldı birisi, kadındı, içinde bir şeyler kabardı, iç geçirdi, bizde de böyle oldu demeye bile vardırdı içinden geçenleri. Ufak tefek farklar olacaktı elbet kendi hikâyesine uydururken hikâyeyi ama bir kere başlayınca uyarlamaya olmayanlar eklenebilir, hayaller yeniden yaratılabilirdi. Perdede artık bir de hayalleri vardı, öyle bakıyordu…
Yanında işten iki arkadaşı vardı. Her biri kendi dünyasındaydı. Sahnede açılan bir kareden bir yerlere girmiş gidiyordu biri. Öbürü, daha başında, başka filmden gösterilen parçada kalmış, parça parça görüntülerin arasında paramparça olmuş, parça parça devam etmişti. İş yerinden arkadaşları vardı yanında ama izlediği yerde, izlerken kendi dünyasında yalnızdı. Yalnızdı, ıssız bir adam arıyordu, adaydı ve yanında sadece hayalleri vardı…
Okuldan arkadaşlarıyla gelmişti, okuldan arkadaşlarından biri okuldan aşkıydı. Herkesin aklına sokmuştu filme gitmeyi ve onun da aklına sokmalıydı, oldu. Çok uğraşmıştı yanına oturabilmek için, bin takla attı dense abartı olur ama bin patlamış mısır aldı dense olmaz. Öyle yaptı ve ona mısır al, bundan su almasını iste derken kızın yanını kaptı. Her halini görmek istiyordu filmi izlerken ve en az bir halini de yakalamak. Adam’ı izliyordu, bazen de kendini, ne kadar benziyor bana diyordu vicdanının anaç elleriyle okşanırken ve kendine ve kendinden yola
çıkıp yanındakine uzanan hayallerine dalıyordu. Bir de “keşkeler”e…
***
Kimileri de sunulan o hayatı yaşamıştır ve hep kendi kaderini izlemeye, duymaya, hissetmeye mahkûm edilmiştir…
Anlayamazsınız…
Ailecek bakılan bir fotoğraf albümünde, dalınan görüntülerde, “bak, bak, bunu hatırlıyor musun?” sözlerinde, gülünen, hüzünlenilen karelerde gibidir kimisi; hayat artık bazen hep budur.
İnanmazsınız…
Bu filmi izlemiştim daha önce!
***

Notlar :
* Bir şehrin içinde o şehirden kaçıyorsanız, sinemaya girerek, dışarı çıkabilirsiniz.
* Bir şehirde yaşadığınız hikâyelerden kaçıyorsanız, hiç uğraşmayın kaçamazsınız, sizi kaçtığınız yer neresi olursa olsun yakalar, filmin içinde, sintinenin dibinde bile…
* Bir film izlemek altmış liraya mal olur mu? Filmin sonuna kadar, son dakikasına kadar izlerseniz, izlediğiniz için havaalanı servisini kaçırırsanız, Esenboğa Havalimanı’na kadar taksiyle gitmek zorunda kalırsanız olur! Üstelik taksiye verdiğiniz son paranızdır ve taksiciden, indiğiniz yerden evinize gitmek için servis parasını koparmaya çalışırsınız ve bu da olur… Değer mi? Değer miydi? Canıma değen her şey için her şeye değer…
* Film filmdir, kitap kitaptır, şiir şiirdir, şarkı şarkıdır, hayat hayattır ve ömür, ömürdür işte, hepsinden bir parçadır ve hiçtir…
ömür herşeydir, yaşamlar benzerdir ya da benzer sanırlır olan bu !!
YanıtlaSil