Uykusuz, Sigarasız, Aşksız...
İki ihtimal var, iki halde olur, iki halden birindeysem, bu haldeyimdir.
Kapanmıyor gözlerim, kapandığında, kapandı ve bitti zannettiğimde bir daha, birdenbire açılıyor ve bu, böyle sürüp gidiyor. Gece bitiyor…
***
Nasıl geçiyor günler diye soruyor biri? Bir ses duymuyorum, bir ses hissediyorum, soruyu duymuyorum, hissediyorum… Nasıl geçiyor günler? İyi ya da kötü! Ne önemi var sanki? Eğer soru olsaydım, “düşlerin nasıl?” olurdum, “nasıl gidiyor düşlerin?” diye duyulurdum, üç aşağı beş yukarı…
Düşlerim iyi gitmiyor, düşlerimde her şey yolunda değil. Gecelerim, uyuruyanıklıklarım, bölünmüşlüklerim, korkuşlarım, sessizliğin içinde kayboluşlarım, yeniden uyumaya çalışmalarım… Gecem ve düşlerim bu, ve iyi değil; iyiye işaret, hiç değil.
Düşler güzeldir ve gerçektir. Hayat, gece düşleri gibiyse, gerçektir ama güzel değildir. Bölünmüş uykuların ve uykusuz gecenin içinde, bitmez denilen zamanda, algılanamayan bir hızda görülen karmakarışık düşlerin bir benzeriyse hayat, yarım kalan düşlere benziyorsa vesselam, güzel değil…
***
Aylar oldu böyle olmuyordum. Aylar oldu, takvimde işaretlediğim zamanlar doldu, olan oldu, ama hepsi yazamadığım günlüğümde iki satır yazılı bir sayfa bile değildi. Bu yüzden demek, hayatımda ve düşlerimde her şey yolundaydı, demek, hayat yaşamıyordum ve düş görmüyordum…
***
Sigara içmiyorum, günler oldu ve bedenimdeki ufak bir iki direnç dışında bu kadar rahat olmama şaşırıyorum. Oysa mutlaka başka şeyler olmalıydı; algım kapanmalı, elim ayağıma dolaşmalı, ne düşüneceğimi bilemez bir halde öylece kalakalmalı, içimde yoğun bir savaş vermeli ve yenilmeliydim. Ama hayır, hiç biri yok, biraz başım ağrıyor, biraz zihnim bulanıyor o kadar… Her an elimi pakete doğru götürecek, aksi halde her şeyin çok kötü olacağına ikna edecek, tek bir an bile yaşamıyorum günler boyu; demek bir an bile yaşamıyorum…
***
Hayat, kendi hayatımız, anlaşılması gereken bir şey olarak önümüzde duruyorsa eğer ve insanın anlama çabasının en basit hali analoji ise, sigara ile aşk arasında, kimi insanlar için, bir ilişki kurabilirim. Niye lafı dolandırıyorum ki? Kendim için, kendim adına yapıyorum bunu aslına. Yalan beynimize çöreklenmiş bir mikrop...
Aşk bir mikrop mu? Nikotin bir mikrop mu? Sigara içen birine zarar veren nikotin mi yoksa katranı, içindeki envai çeşit katkı maddesi ile duman mı? İnsana zarar veren aşk mı, aşık olunan mı, yoksa içine envai çeşit hastalık katılmış insan mı? Aşk bir duman mı? İnsan bir katran mı? Peki nikotin ne?
***
Sigara içmiyorum günlerdir ve en ufak bir direnç göstermiyorum. “Seninle ilişkim sigara ile ilişkim gibi!” Öyleydi ve istemiyordum, öyleydi ve bu yüzden yavaş yavaş zehirleniyordum, öyleydi ve öyle olduğu için mutsuzdum, öyleydi ve şimdi, şu anda, iyi ki de öyleymiş… Sigaradan ve senden nefret ediyorum artık! Ne sigarayı özlüyorum ne seni! Artık hayatımda ne sigara olacak ne de sen! Bazen kahve, evet kahve, nasıl sigarasız biraz tatsız oluyorsa, sensiz hayat bazen tatsız… Ama alışıyor insan inan ve kahvenin yanına başka şeyler alıyor. Mesela çikolata…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder