12 Ekim 2009 Pazartesi

Henüz Kavga Etmediniz mi?‏

"İnsanları sıradanlaştıran akıl ve zeka yetersizliği değil, hayata yönelik eğilim ve seçimleriyle ahlaki tutumlarının sığlığıdır."
Mehmet Eroğlu



Rusların votka ve votka içmekle ilgili sözleri, özellikle de “çirkin kadın yoktur az votka vardır…” cümlesi herkesin malumudur. Bundan daha az bilinen bir başkası ise “iki kadeh votka içmediğin kimseyle düşman olma…” şeklindedir.
Çok sevdiğim ve değer verdiğim bir siyaset üstadının bir sohbette, “eğer biriyle ortak iş yapacaksam, birine güvenerek bir yola çıkacaksam, mutlaka onunla futbol oynarım” dediğini hiç unutmam. Ne alakası var diye düşünmüş olabileceklere, hemen bahsettiğim Rus atasözlerinden ikincisini tekrar okumalarını önerebilirim.
Eğer hala alaka görülemediyse açıklamak için buradan devam etmeliyim. İnsanların hırslarının, içlerinde gizli kalmış ve kontrol edemedikleri kızgınlıklarının, karanlık yanlarının açığa çıkması için bazen uygun bir zemin olması gerekir. Futbol gibi bir oyun, hele de ülkemizde, kişinin hırslarının ortaya çıkması için çok önemli bir zemindir ve bakabilen bir göze çok şey gösterebilmektedir. Ya da alkol... Alkol alındığında aklın zincirleri boşalmakta ve zaaflar su yüzeyine doğru yol almaktadır…
Sanırım ne demek istediğim/istediği anlaşılmıştır ve devam edebilirim…
Bütün bunları anlatmamın nedeni, aynı mantığı başka bir yere, kadın erkek ilişkilerine uygulamak istememdir. Kadın erkek ilişkilerine dair konuşmayı/yazmayı pek sevmesem de bu söyleyeceklerim tüm insan ilişkilerine uyarlanabilir kanaatindeyim.
Eğer biriyle uzun süreli bir ilişki düşünüyorsanız mutlaka ama mutlaka onunla bir kez kavga edin… Evet yanlış anlamadınız kesinlikle bunu söylüyorum: Birisiyle uzun süreli ilişki yaşamadan önce onunla ciddi bir kavga etmelisiniz.
Kavga etmeli ve karşınızdakinin o kavgadaki düzeyini görmelisiniz.
Kavga etmeli, tartışmalı ve karşınızdakinin ne kadar kırıcı olabildiğini, size ve size ait değerlere ne düzeyde saldırabildiğini görmelisiniz.
Kavga etmeli, tartışmalı ve karşınızdakinin ne kadar küçülebildiğini gözlerinizle görmeli, kulaklarınızla duymalısınız.
Kavga etmeli, tartışmalı ve karşınızdakinin, gavura kızıp oruç bozarken nasıl yanlış kararlar alabildiğini ve kavga anında gözlerinin nasıl kör olabildiğini, size inat olsun diye nasıl saçmaladığını görmelisiniz.
Kavga etmeli, tartışmalı ve karşınızdakinin, üste çıkmak için neleri kullanabilecek kadar alçalabileceğini görmelisiniz.
Kavga etmeli, tartışmalı, görmeli ve hayatta her şeyden çok değer verdiğiniz bir insan yüzünden, insana dair umutlarınızı bir daha sorgulamalı; ama umudunuzu kaybetmemelisiniz...
Kavga esnasında gördükleriniz elbette genellenemez. Kavga esnasında herkes biraz kendisi olmaktan çıkar ama bir yere kadar…
Bir kez daha, o yerden sonrasında bir kadın gördüm ve bu yüzden kendimden bu kadar emin konuşuyorum.
Rusların sözünü şöyle düzeltebilir miyiz: Çirkinleşmemiş kadın yoktur, henüz kavga etmediğiniz kadın vardır…


NOT : Bilen bilir, cinsiyetçi bir adam değilimdir ve zaten çirkinliğin de cinsiyeti yoktur. İsteyen kadın yerine erkek yazabilir... Sonııçta söz konusu olan, kadında erkek, erkekte kadın ve insandır... 
Ha bir de somut, sınırlayıcıdır ve benim somutum da öyledir ve iki çıplak bir hamama, iki çirkin bir sevdaya yakışır mantığıyla, çirkinliğin sevdalılarına asla mani olmam, daha da sınırlamam... 

4 yorum:

  1. tartışmak kesinlikle önemli dediğin şeyleri çok net görebilmek için. ummadığın şeyleri koz olarak kullanacak kadar çirkinleşiyorsa en kısa zamanda en kısa zamanda yol vermek gerekir. ama bazı ilişkilerde sanki tartşma üstüne kurulu gibi. bağırmalar, çağırmalar, gözyaşı.. sonra hop sevgilim çok tatlısın. ben anlamıyorum bu işlerden hiç neden yorum yaptığımı da bilmiyorum zaten :)

    YanıtlaSil
  2. sabah işe gelirken arkadaşımla aramızda özünde aynı olan bir dialog geçti. konu bir ilişkide parmakla gösterilecek derecede mükemmel sayılabilecek bir erkeğin kadına karşı hiç umulmayan bir zamanda yaptığı umulmayan hareketti. evet olay genel olarak düşünüldüğünde kadının hataları adamı bu yanlış harekete itmişti ortak fikir buydu ama bu derece tahrik bile adamın hareketini bağışlatamazdı.

    neyse arkadaşım "ben hiç beklemezdim öyle bir adamdan" şeklinde fikrini özetlediğinde ben şaşırmadım dedim. ne de olsa ne kadar iyi, saygılı, efendi artık her ne sıfat varsa buraya eklenebilecek her insanın bir kopma noktası vardı ki bu da çok normaldi.

    konuyu fazla dallandırıp budaklandırmadan keseyim en iyisi. yani dediğinde çok haklısın aslında. hani bir insanı alkol masasında, aynı evde yaşarken ve tatilde tanırsın diye klişeleşmiş ama bir o kadar da doğru bir söz vardır ya sanırım buna "kavga" yı da eklemeli. çünkü "kavga" içinde can acısı, öfke, sinir, nefret vb duyguları barındırdığından ve insanlar genelde böylesi zamanlarda özlerindekini dışarıya çıkarabildiğinden "kavga" ettiğin bir insanla sınırın nerede başlayıp nereye kadar yayılabileceğini görmek kolay gibi.

    tel koptuğunda neler olduğunu görürsen tekrar bağlandığında neler olabileceğine dair hazırlıklı olabilir insan öyle değil mi :))

    bunca şeyi yazdıktan sonra "kavga" yanlısı biri olduğum sanılmasın. ben yine de kavgasız sadece "aşk"lı günler diliyorum hepimize, herkese :)))

    p.s: bak şimdi aklıma bir sürü şey geldi yazsam mı bende senin gibi :))

    YanıtlaSil
  3. Sırf başlık bile kendi başına harika.. İnsanlar en iğrenç tercihleri yapıyor..da onlara öyle gelmiyor, anlamıyorlarda..hayat anlayışları bu, hiçbirşey yapmak mümkünn değill. Kılavuzları karga olmuş bir kere burunların nerde olacağı belli yani..

    YanıtlaSil
  4. Kavga etmekten de seyretmekten de ömrüm boyunca nefret etmişimdir.
    Hiçbir zaman tercihim olamaz..
    Onun yerine kızdığım kişiye şamar gibi birkaç söz sarfedip hemen uzaklaşmayı tercih ederim.
    Hoş bir şey değil.
    Hem senin de söylediğin ve bitimlediğin şekilde tarafları çirkinleştirmekten başka bir işe yaramaz.
    Kavgacı bir insanla asla ilişki yürütmem, çekemem..İğrençliktir..

    YanıtlaSil