4 Haziran 2009 Perşembe

İtiraf... (Erkeklik Günlüğü -6)

                Pek çok şeye dün gece karar verdim. Dilimlemeye bile üşendiğim peyniri kemirerek bitirdiğim rakı şişesinin hemen ardından. Boş şişeyi buzdolabına koyup son kadehi daha yeni içmeye başlamışken… 

                Düşünmeye daha önce başladım hâlbuki. Balkondaydım ve sigara içiyordum. Yalnızdım ve yalnızlığımı uzun zamandır bu kadar derin hissetmemiştim. Konuşmak istedim, içimi dökmek ama lanet olası suratımı çekecek tek bir kişi bile yoktu.

                Kendi kendime konuşmayı denedim, beceremedim. Daha doğrusu, samimiyetsiz geldi aynadaki yüzüm bana. Çalışma odama geçip bilgisayardan bir arkadaşımın önceki gece yolladığı bir şarkıyı bulup dinlerken ne zamandır açmadığımı fark ettiğim günlüğümü açtım yazmak için, olmadı. Özeti iki kelime olan iki cümle yazabildim sadece: Fasit daire…

                Midemde yanma, gözlerimde bir ağırlaşma hissettim. Öyle bir ağırlık çökmüştü ki içime, hiç yapmadığım bir şeyi yapıp erkenden yatağa girdim. Bu kadar erken bir saatte yatamam diye düşünüyordum ama yatağa girip cep telefonumdan e postalarımı kontrol etmem ile uyumam arasında geçen süreyi hiç hatırlamıyorum.

                Yeniden uyandığımda saat bir buçuktu. Yastığımın dibinde bulunan telefonumun yanıp sönen ışığı beni rahatsız ettiği için saate bakmış oldum ve saate bakmışken bir kez daha e postalarımı kontrol ettim. Yeni bir şey yoktu ama bu kısacık zamanda uykum kaçmıştı. Uykumun kaçması yetmiyormuş gibi kafamın içine akşamdan kalma bir sürü şey birikmeye başladı. Yatağımın ucunda yerde duran defterimi alarak, dışarından gelen ışıkla yetinip düşündüklerimden notlar aldım…

                O anda hayatım boyunca bir daha hiç yazmamaya karar verdim ama sabah uyandığımda yazacaksam da başka türlü olmalı dedim kendime… Sigara içip bırakmayı denemiş olanlar ne demek istediğimi daha iyi anlayacaklardır eminim. İnsanın bir nefes olsun içebilmek için kendisine ne tür yalanlar söylediğini en iyi onlar bilirler.

                Şimdi yazdığıma böyle bir şey diyebilirim.

Şu son iki yılımı, bazı başlıklarda gözden geçirdim ama gözüm sürekli daha da gerilere doğru sıçramalar yaptı. Nasıl biri olduğuma tüm açıklığımla ve kendime bile dürüst olarak karar verdim ve bundan sonra da hep öyle olmalıyım dedim…

Bu satırları okuyanlar arasında beni yakından tanıyanlar var. Bazıları ile uzun uzun ve yüz yüze sohbet ettim, kimisiyle sadece yazıştım. Birkaç eski dostum beni okuyorlar ama bu satırları yazanın ben olduğumu bilmiyorlar… (Bu arada en çok da ben olduğumu bilmeden beni okuyan dostlarıma sormak isterdim, ne düşündüklerini.)

Gerçekten merak ediyorum! Çünkü artık kendimi tanıyamıyorum. Tanıdığım kendimden nefret ediyorum. İnsan yaşı ilerledikçe, kendi algısı da gelişiyor. Eğer böyleyse, ben tam tersini yaşıyorum. Ben yaşım ilerledikçe kendimi tanıyamıyorum.

İğrenç bir adamdım, öyle olmamaya çalışıyordum. İçimde derin bir karanlık var benim ve artık aksinin olamayacağına ikna olmuş durumdayım… Hiç intihar etmeye çalıştınız mı? Öyle eften püften şeylerden bahsetmiyorum ama gerçekten deneyip denemediğinizi soruyorum. Ben denedim:  Birincisinde, her şeyi hesaplamıştım ama ev arkadaşımın yedek subay bir doktor olmasını hesaplamamıştım. Kendime geldiğimde acil servis hemşireleri ve doktor arkadaşım başımın ucundaydı. İkincisinde, ne olduğunu anlatmayı ve ardından hastaneye gitmeyi annemin gözyaşlarına aldanıp kabul ettim, daha doğrusu etmişim, tam olarak hatırlamıyorum.

“Sen insanı insan yerine koyup insanlara değer verdiğin için kazanıyorsun hocam…” diye yazmıştı geçenlerde, bir mezarlık dönüşünde tanıştığım bir arkadaşım. Bilmez ama yine de şahittir benim gülerek ağlayabildiğime… “Olay bundan ibaret. Ve bu seni en çok yoran şeylerden biridir eminim…” Keşke nereden emin olduğunu da söyleseydin ama boş ver, çünkü gerçekte öyle olduğuna ben de karar verdim. Kendimi insan yerine koymaya çalışıyorum ve bu beni çok yoruyor, olay bundan ibarettir…

 Aklıma bana sorulan bir soru geldi. Sorunun cevabını bilmiyordum, hala da bilmiyorum. Birinin beni sevmesinden ölesiye korktuğumu biliyorum. İnanın sevilmeye değer biri değilim… Ben de soruyorum, insan kendisinden nefret ederken bu kadar, sevilmeyi nasıl isteyebilir…

Peki ne istiyorum? Çok şey istiyorum ama olmuyor. Olabilecek bir şey isteyemiyorum belki… Evet öyle, tek istediğim iyi bir insan olmak ve bunu isteyerek olabilecek en son şeyi istiyorum...

Ne istiyorum? Kendimden nefret ediyorum ve birilerine daha zarar vermemek için yalnız ve en dipte yaşamak istiyorum…

Neden? Belki, insanlara kendimden çok değer verdiğim için. Belki sevdiğimde, kendimden daha çok sevdiğim için. Belki…

1 yorum: