7 Haziran 2009 Pazar

İfşa...(Eski Mektuplar)

18.03.2008 Salı

Çok yazdım sana, çok okudun yazdıklarımı. Çok söyledim sana, çok duydun söylediklerimi; ama dinlemedin, dinletemedim, dinlemiyorsun. Yine de içimde bir şeyler kıpırdıyor yazdıklarını okuyunca, sen ne yazmış olursan ol…

Yazdıklarını okuduğumda tutulmuştum sana, okuduklarını okurken büyüdü aşkım. Bir garip yerdeyim şimdi, ya da aynı yerimdeyim de, ben bir garip yerim aslında. Hiçbir şey istediğim gibi değil, hiç olmadı da. Ve evet, malumun ilamı, olmayacak da…

P., yazdıklarıma “sevgili P” diye başlamak isterdim ama yapamadım, yapamam da. Benim için sevgili P. bir düş artık. Bilirsin düşler içinde hem geçmişi taşır, hem de gelecekten habercidir. Ya da biz öyle sayıyoruz. Düşte sayıklayabilirim sana, ama uyanık haykırabiliyorum sadece. Hani bir kâbustan haykırarak uyanırsın ya belki gözlerimdeki uyku mahmurluğu da böyle bir şeydir ha!

Söylemiştim, “Adam” şarkısını severim diye. Bu ara daha çok seviyorum; “Düşündüm, düşümden ayrı kaldım” dediğim için olabilir mi?

Sana artık, sadece haykırabilirim, samimiyetse eğer, budur. Senden çoktan vazgeçtim de yazdıklarından vazgeçemiyorum. Onlara aşık olmuştum, onları sen sanmıştım ve bırak öyle kalsın. Çünkü, öbürü, ya da öbür türlüsü benim için artık beni aldatmış, bana defalarca yalan söylemiş ve hala söyleyen bir kadındır artık. En zor zamanlarımda beni yalnız bırakmış, yazdıklarımdan ve yazdıklarından beni koparmış bir kadın. Güzel olan her şeyin ki benim için sadece hayaller güzeldir, katili bir kadın.

“Hiçbir şey olması gerektiği gibi değil” düşte benim en çok sayıkladığım sözlerdi. Hiçbir şey olması gerektiği gibi olmadı. Olan sendin, senin istediklerindi, sen yanlıştın, olan yanlış oldu. Oysa…

Bu işte, tek bir kelime, “oysa…” dediğim için mücadele ettim bunca zaman. Debelenip durdum, çamurun içinde, çamurdan kendimi tanıyamıyorum artık. Kirlenmek güzel mi? Güzel olanın kirlenmesi nedir? Sen ve ben, budur.

Sen mektup yazabilirsin, bir hafta da gelse de mektuplar, senin için zaman benim için olduğundan daha değersiz oldu hep, bunu bir kenara not edebilirsin, ya da üzerine düşün istersen. Ben mektup yazamam ama, benim acelem var P., acelem vardı ve anlamadığın buydu. Benim hala acelem var ama telaş halinde, şok da diyebilirsin, ne yapacağımı bilemeden sadece yerimde duruyorum. Koşmam gerekiyordu, koştum, yoruldum ya da sen engebeli bir yoldun da, ben hep sana takılıp düştüm. Dizimi değilse de yüreğimi incittim ve belki de bu yüzden duruyorum. Uzatmak anlamsız. Duruyorum işte, sadece duruyorum.

P., ben tek bir yalana bile tahammül edemem artık, benim için bitti bu yüzden ve inan seni sevmiyorum artık, aşık da değilim. Yazdıklarını seviyorum ama, onlara, oradaki sana deliler gibi aşığım.

P, Cumartesinin açıklaması olamaz, yok ve yapma da zaten. Bitti diyorsam, laf değil. İçimde bir M. vardı, büyüyen, bir de H. var artık, ilkinde dostundum ve ben kendime de kızıyordum ama bu defa değil. Anlayamazsın! Tercih P. : “Çünkü senin tercihlerin bu kararı gerektiriyordu, devreye aklın giriyordu” böyle yazmışsın M’ye aylar önce. Çok doğru P., çok, sen tercih yaptın beni başkalarına tercih ettin ve anlamadığım buna rağmen hala beni neden aradığın, buna rağmen, benimle konuştuktan hemen sonra, bana yalan söyleyerek, başkasının kollarına gittiğin. Anlamadığım, eski sevgilinin sana yaptıklarının aynısını neden bana yaptığın. Ne olur bir kez olsun dürüst ol, bir kez. Olamazsın P.

Anlamadığım, daha bir ay önce bana yalan söylediğin için neler yaşamışken ve ben her şeye rağmen seni affetmişken, senin bana yine de yalan söylemen, yine de aynı şeyleri yapman. P., insan bunları nefret ettiği birine yapar, sevmediği birine yapar. Benim telefonda konuşurken sana söylediklerim mi bu nefretin sebebi, sen öyle yaparsan ben de sana bunu yaparım mı diyorsun? Artık ne halin varsa gör! Sen beni anlayamadın.

Ortak bir sözlük yaratmak isterdim seninle, hayatta yapabileceğimiz ne çok şey vardı birlikte, sen küçümsedin…

Ne güzel yazmışsın, “kalk, kaç, uyan, gel”. Ben yazdıklarına aşığım ve buradayım. Bir mektup olur da gelirsen buraya, okursam seni doyasıya ve sen yazarsan ha bire, sen yazı olursan sessiz bir sayfada… Sessiz bir sayfayım, her şeyi bırakıp gelirsen, gelebilirsen, ki gelemezsin, gelmezsin, sen yazarsın beni, ben aşık olurum. Aşk olur… Yalanlar kalır geride, aldatmalar kalır geride, geride kalır her şey.

Başka yolu yok! Senin yolların tükendi ve önünde bir tek yol var: … km…

Ama zaman yok P., benim acelem var, ben zamandan senden daha çok korkuyorum. Ama sen sadece zamanın değil pek çok şeyin korkağısın P. ve yapamazsın. Bu yüzden, bitti diyorsam laf değil…

Hoş çakal…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder