29 Mayıs 2009 Cuma

Rüyada Fal... (Sayıklamalar)

“Fala inanır mısın?” dedi. “İnanmam” dedim, ekledim: “fala değil falcıya inanırım…”

Fazla büyük olmayan bir evin fazla büyük olmayan salonundaydım. Yanımda oturuyordu soran ve kadındı, genç bir kadın… Elinde tutuyordu fincanı, ben ona bakmıyordum. Arada gözlerim dolaşıyordu odanın içinde. Bir tekli koltukta oturan genç adama bakıyordum, bir diğer tekli koltukta oturan bir başka genç kadına. Genç kadının kafasında, paket yapmakta kullanılan şeritlerden bir püskül vardı ve çocuk gibi sallayıp duruyordu püsküllü saçlarını ve bir çocuk gibi gülüyordu.

İkili koltukta, karşımda bir çocuk vardı, en fazla on iki yaşında bir kız çocuğu. Birden kalktı yerinden ve duymadığımız ve belki de sadece onun duyduğu, son dönemin popüler şarkılarından birinin eşliğinde oynamaya başladı. Elinde, paket yapmakta kullanılan şeritlerden yaptığı ponponlar vardı. O dans ettikçe hışırdayan ponponların rüzgârı dolaşıyordu odanın içinde. Bir de falcı kadının sözleri…

“Neredesin?” dedi içimden bir ses, “rüyada mı?” “Hayır” dedim. “Sanırım, rüya bende, benim içimde.”

“Bütün bunlar hayal mi, hayal gücünün ürünü mü?” dedi içimden bir başka ses. “Hayır” dedim.

“Gerçek mi?” diye sordu bu defa ses. “Hayır” dedim. Sustu ve cevap vermemi bekler gibi bir hali vardı. Sessizliğin sorumluluğu çöktü içime, cevap vermek zorunda hissettim. “Hayır” dedim bir kez daha ve ekledim, “hayal gücüm gerçek!”

Falcı genç kadın konuşuyordu ve ben içimdeki sesten gerçeğe döndüm yüzümü, hayal gücümün gerçeğine. Dönüp bakmıyordum yüzüne, bakmayacaktım. Söz vermiştim kendime. Biliyordum ama kadının arada gözlerini diktiğini üzerime. Odada dolaşmıyorsa gözlerim, ya yere eğikti ya da koltuğun kolluklarına dönüktü. Çok zorlanırsam bakmamak için, dönerse bile eğik başım kadına, tek gördüğüm ve görür görmez gözlerimi kaçırdığım, elbiselerinden taşan göğüslerinin birleşiminin karartısıydı.

Tiz sesiyle konuşuyordu kadın. “Neden karışık kafan?” dedi, sustum. Konuşmayacağımı, tek kelime cevap vermeyeceğimi biliyordu, devam etti: “Kafan çok karışık ve bu her şey üzerine fazlaca düşünmenden kaynaklanıyor. Çok düşünüyorsun, her şeyi hesaplamak istiyorsun, her şeyi görmek. Ama bu senin istediğin yola girmene değil, gittiğin yolda sağa sola savrulmana neden oluyor. Sağa sola savruluyor ama kaderin sana çizdiği yoldan dışarı çıkamıyorsun. Sağa sola savruluyorsun ve sağın solun yara bere içinde kalıyorsun. Kanıyorsun, kanınla iz bırakıyorsun, yolunla değil…”

Düşünüyorum ve belki kadında düşünüyor. Ama öyleyse, düşünüyorsa çok hızlı düşünüyor olmalı çünkü konuşmaya devam etmiş ve ben bazı söylediklerini kaçırmışım. “Aslan mısın?” diye sorduğunda fark ediyorum dalgınlığımı. “Yengeç, diyeceğim ama hayır! Aslan demek istiyorum.” diyor ve cevap vermeyeceğimi bile bile soruyor bunu. Devam ediyor: “Erkek mi kadın mı bilmiyorum. Sen misin başkası mı onu da bilmiyorum ama o aslandan öğreneceğin çok şey var bunu biliyorum. Konuşurken görüyorum seni ve bir masa başında, karşılıklı konuşurken. Sanki bir aslanla bir masada oturmuş konuşuyorsun gibi görüyorum.”

“Aslan mı?” diye geçiriyorum içimden ama yine dalıp gideceğimden ve söyleyeceklerini kaçıracağımı tahmin ettiğimden düşünmekten vazgeçiyorum. O, tam tahmin ettiğim gibi hemen sözlerini sürdürüyor: “Bir yol var” diyor ve aceleci ekliyor: “ama bu yol öyle her falda söylendiği gibi bedenen yolcu olunan bir yol değil. Yol var ve sen yolcusun ama nereye olduğunu söyleyemem. Yol var ve yolcusun ama gittiğin yol olmadığını söyleyebilirim. Yol, aslanlı yol. Mücadeleci, tuttuğunu koparman gereken, kararlı olman gereken bir yol…”

Bir süre duruyor. Ben falın bittiğini zannediyorum ki zaten o da bittiğini düşünmemi istiyor, konuşmam için. “Bana içinden geçenleri, bulabileceğin en güzel kelimeleri kullanarak söyle” diyor. Ben falın bittiğine ikna olmuşum ve konuşmak istiyorum ama güzel kelimeler bulamıyorum. Aklıma sadece bir ad geliyor. Evet, sadece bir ad ve onu söylemek istiyorum. Söylüyorum adını ve sanki tüm kelimeler kendine geliyor…

Fal bitti. Kadın ve diğerleri gidiverdi. Ben kendimi odada, odamda buldum. Bir defterin sayfalarının arasındaydım. Defterde o ad yazıyordu…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder