Canım İlkayım,
Dakikalardır ağlatıyorsun bu kardeşini, dakikalardır kaçmaya çalıştığı geçmişinin en güzel anlarında dolaştırıyorsun, gözyaşlarının gökkuşağının altında…
En çok da seni ilk gördüğüm anı hatırlıyorum. Seni ilk gördüğüm yazı, Ankara’nın sabahın erken saatlerindeki serinliğine inat içimi yakan o güzel gözlerindeki mahmur bakışları. Evin salonundaki yattığın çekyatının çarşafını toparlarkenki aceleci, mahcup, meraklı ve sevgi dolu bakışlarını… Kapıyı baban açmıştı ve “Yeni sevgilim” demişti sana baktığımı görünce, inanmıştım. İnanırdım tabi, bilirdim ki çapkındı baban, bilirdim ki başka kimsede değil de bir tek baban da yadırgamazdım, bir adamın bu yaşta bir sevgilisinin olmasını…
Bir tek o güzel gözlerine bakınca şüphelenmiştim biraz, zira tıpkı babanınkilere benziyordu. Sonra şakayı bırakıp bana “kızım” deyince, “anlamıştım zaten” deyip içimden kendimi kandırmıştım.
Şimdi de yapabilir miyim acaba, şimdi de kendimi kandırabilir miyim? Yıllardır görmüyorum ya seni, gazetede okuduğum haberi hiç okunmamış sayabilir miyim? Aklımı, belleğimi geçmişimde gittiğim o en güzel anlarda bırakabilir miyim? Yapamam değil mi? Yapmasam da daha iyi! Bir dolu pişmanlığın yanına bir de seni ekleyemem.
Bu kadar canım kardeşim, yoldaşım daha fazlasını yazamam, daha fazlası buraya sığmaz… Son olarak bir şeyi bilmeni istiyorum sadece; eğer mümkün olsa, bu dünyaya fazla gelen bu canımı, senin yerine, hiç tereddüt etmeden, hem de seve seve önce o arabanın içine sonra da toprağın altına koyardım…
O gülen gözlerinden öpüyorum canım benim, seni yüreğime ve adını avuçlarıma yazıyorum, bir kez daha…
:(
YanıtlaSilbaşlık bile yetti be , kahretsin çok fena oldum şu an..
YanıtlaSilHarika yazmışsın..
YanıtlaSilDuygular tavan yapmış..ve tavan yaptırıyor..
Bence gönderilsin bu mektup..
Yazık olur yoksa :(
çok üzüldüm
YanıtlaSil