Bazı yolculuklar tek kişilik değil. Doğru mu? Benim için evet! Evet, benim için bazı yolculuklar asla yalnız yapılmıyor…
Sıkıcı olduğu için değil…
Yalnızlığa dayanamadığım için değil…
Beceriksiz olup tek başıma yapamayacağım için değil…
Korktuğum, aklımı teslim alan korkularım iz bulmamı zorlaştırdığı için değil…
Başka türlüsü mümkün olmadığı, olamayacağı, olmaması bir kader olduğu için hiç değil…
Ne tek başıma sıkılırım yollarda, ne yalnızlığa dayanamam, ne beceriksiz biriyim; amma belki az biraz yeteneksiz, ne de korkuların kör karanlığındayım.
Biliyor musunuz? Mutlaka biliyorsunuz başka türlüsünün mümkün olduğunu. Biliyorsunuz, çünkü defalarca örneğini gördünüz, görüyorsunuz.
Ama benim için bazı yolculuklar yalnız yapılmıyor. Biliyor musunuz, ben bunu biliyorum ve bildiğimi söylüyorum…
Bir yola çıktım, gidiyorum ve hep tökezliyorum. Çarpıyorum sağa sola, geniş üç şeritli geniş otobanlarda. Ters dönüyorum, üstüme geliyor, geliyorlar…
Bir yola çıktım ve gideceğim yere kadar gitmek istiyorum. Yol ışıl ışıl ve gözlerim ışıltıların arasında, ışıltılardan hiçbir şey göremiyorum. Anlıyor musunuz? Işık her taraf ve birinin gözlerimi kapaması gerekiyor.
Işıklardan gözlerimi almalı ki biri, onun ellerinin karanlığında, içim aydınlanmalı. Bu işte, tam olarak bu, bu kadar basit, arayışım da yolculuğum da. Ama yolum değil, o kadar kolay değil. Yoluma yolcu bulmak, benim için, bunca zamandan sonra, imkânsız. Öyle geliyor; öyleymiş, imkânsızmış gibi.
Gözlerime bastırdığım eller orada kalmıyor, yetinmiyor gözlerimle. Yüreğimi avuçlamak istiyorlar, alıyorlar, sıkıyorlar ve karartıyorlar, yüreğimi de… Işığın karşısında bir tavşan gibi kalakalıyorum, yüreğim ve gözlerim karanlığın içinde. Karanlığın içinde yüreğim, kalakalıyor… Gözlerimi veriyorum, yüreğimi alıyorlar. Yüreğime en kolay, gözlerimden ulaşıyorlar.
Ama bazı yolculuklara yalnız çıkılmıyor. Bazı yollarda yalnızlık tanrıya mı mahsus? Hayır! Korkaklara, korkaklar yalnız çıkar bazı yolculuklara. Evet! Belki tanrı da korkak… Ya da tanrı korkaklara, kendi içinde yalnız kalmaktan korkup kendini kandıranlara göre. İki çıplak bir hamama, iki korkak bir ruha, bedenin içinde karanlık korkak ruhlara yakışır…
Öyle değil mi ya tarihsel bir doğru olarak, kral çıplak. Karanlık da olsa içi, içinde bedenin ruh çıplak ve ben içimde karanlık aramıyorum. Biri olsun istiyorum, gözlerimi kapatsın, kararsın dünya gözümde, içim açılsın, aydınlansın.
“Ne iyi dost, ne kadar iyi bir yoldaş, bana hep doğruları gösteriyor” diyor biri ve bana göre çoğunluk yanlış yola giriyor. Bazı yolculuklarda, yol gösterenler yol gösteremiyor çünkü. Çünkü bazı yolculuklarda, birinin en fazla yanlış yolu göstermesi gerekiyor. Doğruyu, herkes kendi biliyor. Işık her yan ve insan her ışığa aldanıyor. Kapatsın bir ışıkları, içim aydınlansın. Kapansın ışıklar ve içimde büyüyen bir ışıkla, içim aydınlansın.
Yoldayım, yolun bir durağında, yoluma yoldaş aldıklarımın, yoldaş zannettiklerimin beni getirdiği yerde. Bekliyorum, bir kez daha gözlerimi kapatması için birini.
gayet güzel bir yazı olmuş...fanzine alınmıştır...
YanıtlaSil