Farklı mesafelerde duruyor hayatta her şey. Mesafeler çok şeyi belirliyor, ama sevgiyi değil. Hayat bu! Ne demek istiyorum? O kadar çok şey var ki hayatımızda, hepsine aynı mesafede durmamız mümkün değil gibi çok bilindik bir şeyi söylüyorum... Ardından söylediğim ise ne kadar bilindik olduğundan yeterince emin olmadığım şey, yani bir şeyin mesafe olarak bize uzak olmasının, o şeye dair sevgimizin ölçütü olamayacağı...
Çünkü hayat bu... Sevdiklerimize yakın olamıyoruz her zaman... Çünkü hayat bu ve hayatın öncelikleri var. Öncelik evet, maalesef ve hayat derken içinde yaşadığımız hayatı ve kapitalizmi anlamak zorundayız... İş örneğin, çalışıyoruz ve hayatta en yakın olduğumuz insanlar işimiz ve iş arkadaşlarımız. Çok mu seviyoruz?
Sevgiyi belirleyen şey mesafeler değil vesselam. Sevgiyi belirleyen şey, hissettiklerimizin gücü, bizim gücümüz. İrademiz, aklımız, çabamız... Sevdiklerimizin her türlü zamansal ve mekansal uzaklığını ortadan kaldırmak için...
Öyle afili bir konuya girdiğimi düşünecekler için hemen söyleyeyim afili bir konuya giriyoruz ama yukarıdakiler sadece güzel, işlemeli, ardından neler olduğu konusunda aldatıcı olabilecek bir kapı. Kapı başka bir yere açılıyor...Hayat bir de bu biliyor musunuz? Kapılar ve odalar, duvarlar, pencereler, perdeler, fotoğraflar, eşyalar, hasılı kelam kapının ardındaki her şey...
Kapılar ve ardındakilere dair her geçen biraz daha genişleyen salınımlar yaşıyorum inanç adına. Derme çatma kapıların ardında görkemli hayatlara rastlıyorum kiminde. Diğerinde o görkemli kapının ardında yıkıntılar... Hayat bu ve mesafeler kapılardan başlıyor... Sevdiklerinize yaklaşmak için bazen, kapıları kırmanız gerekiyor. Sevdiklerinize yaklaşmanız ve dahi bazen de sevmeniz için...
Hep söylenenin aksine kırılması gereken duvarlar değil ama. Çünkü duvarlar kırıldığında ve hatta yıkıldığında, içerdeki her şey anlamını yitiriyor. Çünkü anlam bazen mahremiyetle birlikte var olabiliyor. Kapılar, kırılan kapılar da mahremiyeti ortadan kaldırıyor ama yeni ve yeniden bir kapı yapmak bir duvar yapmaktan her zaman daha kolay... Duvar yıkıldığında, kapının aksine yıkıntıların altında başka pek çok şey de parçalanıyor....
Mesafeler çok şeyi belirliyor ve ben her gün uzun yolculuklar yapan bir adam olduğumdan, mesafeleri değil ama içini belirlemeye çalışıyorum... Sevdiklerimi ve sevgilerimi uzaklıkların içinde büyütüyorum. Büyüyorum mu demeliydim. Kelime oyunu yapmıyorum, metafor değil yazdıklarım. Evet ben her gün uzun yolculuklar yapıyor ve otobüslerin pencerelerine, pencereden esen rüzgara, cama vuran yağmura, kendi gölgeme, yolların ve başka araçların ışıklarına bakarak büyütüyorum sevgilerimi.
Kelime oyunu değil bunlar. Onlarca sayfa okuyorum, kerelerce yeni keşfettiğim müzikleri dinliyorum, henüz sayfalara karalamadığım kelimelerimle, önce yolda yolculukta beynimin içini karalıyor, beynimi karartıyorum... Yolculuk bu, mesafeler çok şeyi belirliyor. Üstelik ben, yolculukları seven bir adamım. Yolculukları ve varılacak yerleri...
Biliyor musunuz bu satırları yazmaya başlarken, yeni çıkan bir albümden, Şebnem Ferah'ın son albümü Benim Adım Orman'dan bahsetmeyi amaçlıyordum. Yapamadığımı mı düşünüyorsunuz? Yoksa yapmadığımı mı? Hep bilindik şeyler arıyorsunuz... Oysa bilmiyorusunuz....
Ne yaptım, ne yapıyorum ben? Kapıyı açtım! Ama siz kırmak istiyorsanız, hep yaptığınız gibi, kırarak girmek istiyorsanız, yeniden kapatabilirim... Duvarlarıma karışmayın da...
Kapıları sen açarsın, duvarları ise sen bile aşamazken başkasının yıkmasına nasıl izin vereceksin ki.. Ama şunu bilmek gerekir diye düşünüyorum, bazı insanlar gerçekten bu kapı mı duvar mı diye düşündürüldüklerinde ne kapı ne de duvar kalıyor. Açıldığı ya da yıkıldığı için olmadığı kesin.
YanıtlaSilbu yazıyı okumamın ardından denk geldiğim bir video, müzik ve seçilen fotoğraflarla bu video güzel eşlik etmekte yazına...
YanıtlaSilhttp://www.facebook.com/#/video/video.php?v=1284111855708&ref=mf
Bir ara hep beraber Ayvalık'a gidelim.. Çok güzeldi..
YanıtlaSil