25 Ağustos 2009 Salı

Üç Yıl Sonra "Başarı" (1)

Bundan sanırım üç yıl kadar önce bir yüksek lisans dersinde başarı kavramı üzerine tartışmıştık. Bundan üç yıl önce, ben “başarılı” bir adamdım.

Evet, kesinlikle öyleydim. Ülkenin en iyi üniversitelerinden birinden mezun olmuştum. Düşününce, ortalamanın çok üzerinde bir maaşım ve ek gelirlerim vardı. İçini istediğim gibi döşemeye başladığım bir evde yalnız başıma yaşıyordum. Yüksek lisans yapıyor, iki dil biliyor, alanının en büyüğü olan bir şirkette, günde üç dört saatlik bir iş yapıyordum ve hazırladığım ürünlerle satış rekorları kırıyordum. Arkadaşlarımla geziyor, onlara hediyeler alıyor, bir şeyler ısmarlıyordum ve kendime, yeni kıyafetler, ayakkabılar, kitaplar alabiliyordum…

Ve hepsinden öte geleceğe dair planlarım ve kendimi yakın hissettiğim hayallerim vardı… İnsanların üç gün sonrasını düşünmeden yaşadığı bir dönemde ben üç yıllık planlar yapıyordum kendime… Elbette dört başı mamur planlar değildi bunlar ve olmasını da istemem zaten. Önüme hedefler koyuyor ve o hedefleri basamaklıyordum. Ve üstelik bu hedeflerin hepsi benim için başka şeylere, yıllardır, belki çocukluğumdan beri sahip olmak istediğim şeylere ulaşmak için araçlardan başka bir şey değildi…

İki gün önce bir arkadaşımla sohbet ederken fark ettim o planların üzerinden üç yıl geçtiğini ve üç yılda nasıl bir yere geldiğimi…

Hani “tuzu kuru insan” denir ya, işte öyle insan olmak ve öyle insanların muhabbetlerini yapmak istemem. Yapmıyor muyum? Hepimiz yapıyoruz. Hepimiz, tuzumuz kuruyken, ahkam kesmek ve birilerini yargılamak konusunda sonsuz olmasa da geniş bir rahatlık içerisinde bulunabiliyoruz. Yaptığım ve yaptığımı her fark ettiğimde kendimi frenlemeye çalışıp bocaladığım başlıklardan biri de budur benim için. Eğer “tuzu kuru insan”ken birlerine ahkam kestiğimi ya da birini yargıladığımı fark edersem kendime çok kızarım…

Üç yıl önce, o yüksek lisans dersinde, başarı kavramı üzerine tartışırken, ben “başarılı” bir insandım, tuzum kuruydu ama o gün söylediklerimi bugün de söyleyebildiğimi fark ederek, yeniden tartışmak istedim. Analitik ve bilimsel tartışmaları bu yüzden seviyorum sanırım. Ne olursa olsun, olayların dışına çıkıp bakabiliyorum… Öyle olmalı, zira dediğim gibi bugün, en “başarısız” halimde düşündüğüm şeylerle, o günkü en “başarılı” halimde düşündüğüm şeyler hemen hemen aynı…

Özetle söylersem, ben, başarı kavramının kapitalizm altında düzenlenmiş, yaratılmış bir kavram olduğunu düşünüyorum. Aslında olgular ve kavramlar için genel olarak “yaratılmış” olup olmadıklarına bakmayı verimli buluyorum. Eğer bir kavramın ya da olgunun ortaya çıkışı ya da dönüşümü görece hızlı bir şekilde gerçekleşmişse burada yaratılmışlık kavramı geliyor aklıma. Çünkü insanlar ve ilişkileri söz konusu olduğunda, yirmi otuz yıl çok da uzun bir zaman değildir…

Neyse. Sonuçta başarı kavramı ve o kavramdan ne algıladığımız, bizim insani özümüzle ya da insanlığa dair parametrelerle değil, kapitalizmin ve iş dünyasının ihtiyaçlarına göre belirleniyor.

Şimdi, durun ve sizin için “başarılı” bir insanı tarif eden şeyin ne olduğunu düşünmeye başlayın. Düşündüklerinizi bir kâğıda madde madde yazın. Sonra para, zenginlik, şöhret, kariyer, fiziksel güzellik, hırs, olanak gibi şeylerle ilişkili olanların üzerini çizip eleyin. Geriye ne kaldığına bakın… Eğer bir şeyler kaldıysa, o kalanlar bugün anlaşılan anlamda değil ama insani olarak, insanın kedini gerçekleşmesi açısından bizi başarılı kılan şeylerdir.

İkinci olarak başarı, insanın kendi gerçeğinden, kişinin kendinden bağımsız tanımlanan bir kavramdır. Şimdi bu söylediğime, bunun eskide kaldığı, artık başarının her insan için ayrı ayrı tanımlandığını söyleyenler ve itiraz edenler çıkabilir. Hatta bunun için çoklu zeka kuramı gibi bir açıklama da bile bulunulabilir. “Efendim bir insan matematikte çok kötüdür ama müzikte başarılıdır. Bu da gösterir ki başarı bireyin yetenekleri ve olanakları ölçüsünde değerlendirilmeli…”

Yok öyle bir şey! Virtüöz denilebilecek derecede iyi gitar çalan biri, eğer dünyaca tanınmıyorsa, en ünlü salonlarda konserler veremiyorsa, gazetelerde haberleri, müzik marketlerde albümleri yoksa emin olun sizin için bile başarısız bir insandır. “Adama bak ya! Ne yetenek var ama harcanmış. Yazık başarılı olamamış!”

Tabi bir de şunu diyor olabilirsiniz : “Salak adam, insanda böyle bir yetenek olur, böyle kendini geliştirir de nasıl bu halde olur. Şunun haline baksana! Hak ediyor ama bu durumu. O da uğraşsaydı da ünlü ve başarılı bir gitarcı olsaydı…”

İşte bu, bir sonraki yazıda devam edeceğim, yani üçüncü başlık: Başarısızsanız bunun sorumlusu sizsiniz…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder