Aidiyet problemi olan bir adam oldum hep... Kendimi bir yere, bir gruba, akıma, ne bileyim bir futbol takımına örneğin ait hissedemedim ve bu tür aidiyetleri anlayabilmekle beraber kendimde çoğunlukla bir karşılığını bulamadım... Çok basit bir şeye belki, insan olmaya ve insanlığa dair değerlere, insanlığın binlerce yılda oluşturduğu değerlere dair böylesi bir aidiyetten bahsedebilirim... İnsan ve insanlık, ait olduğum, kendimi içinde hissettiğim, sonuna kadar sahiplendiğim ve içinde yer aldığım için mutlu olduğum tek şey bu evet...
Çok değer verdiğim bir bilim adamı olan Richard Dawkins'in “tür milliyetçiliği” kavramını ilk duyduğumda, anlayana kadar bu aidiyetimi de sorgulamaya başlamıştım ki, sonunda, hem kavramı anladığım yerde hem de kavramın zihnimde yeniden üretilmesiyle insanlığıma tekrar sahip çıkmaya devam ettim...
Geçen gün bir arkadaşıma da yazmıştım. Akademik çalışma, bugün akılla, zekayla değil bellekle yapılan bir tür meslek haline gelmiş durumda ve ben belleği bunca zayıf bir adam olarak asla o akademi camiyasına ait olamayacağım için, akademiden de, yapmayı planladığım tezden de uzak durmak yönünde bir tercih de bulundum... Reddettikleri tez öneriminin yerine artık tek bir tez öneriyorum: “Akademi bugün akılsızlıktır...”
Ama akıl bu ve kendini bir şekilde varediyor. Pek çok bilim insanı sayılabilir ama örneğin Dawkins, benim için sahip olduğu bilgi birikimiyle değil, elindeki bilgileri işleme, yorumlama ve yeniden üretmedeki yöntemsel yeteneğiyle çok değerli... Hani “yaratılanı severiz yaratandan ötürü” diye bir söz vardı ya, işte öyle, düşüncelerini seviyorum, düşünme yönteminden dolayı diyebileceğim bir bilim adamıdır kendisi. Demek ki bugün kuramdan çok yöntem tartışmak gerekiyor. Belki de ideoloji ve siyaset...
Tür milliyetçiliği, insanın ait olduğu canlılar alemine dair, kendisini dışarda bırakarak küstahça ve bencilce yaklaşmasıdır diyebiliriz. Sadece diğer canlılara dair kendimizi, insan türünü üstün görmek de değildir bunun sonucu, insanların evrimi reddetmesinin, kabul edememesinin temel nedenlerinden biri de budur. Aklı ve kültürü ile hükmettiği doğanın bir parçası olduğunu düşünmek, kendi geçmişinin, davranışlarının izlerini o doğada bulmak, tıpkı elit bir topluluğun halkla aynı özelliklere sahip olduğunu düşündüğünde yaşadığına benzer hisler, ne bileyim belki de bir tiksinme yaratıyordur. Hele o halkın kendisinden üstün özelliklere sahip olduğunu düşündüğünde daha fazla... Bir kuş örneğin, gökyüzünde özgürce salınmakta ve insana tepeden bakabilmektedir. Kuş dilinde nasıl denir bilmiyorum ama eğer kuşlar Türkçe bilselerdi, eminim şunu söylerlerdi: “zavallı insan!”
Oysaki insan, beyniyle, kültürüyle geleceğe bir şeyler devredebilmektedir ve bu küstahlık değil sorumluluk yaratması gereken bir durumdur. İnsan, evrimsel gelişiminin bir sonucu olan beyniyle tüm canlılara dair sorumludur... Tanrıya değil...
Kendimi ait hissetmediğim bir diğer şey de budur: Tanrı... İnanmak zorunda değilim, inanmıyorum... Hele yukarıda söylediklerim düşünülürse “kurban” denilen kültüre, tür milliyetçiliğinin ve başka canlılara karşı inanların, tanrı dolayımıyla kurduğu üstünlüğe hiç inanmak zorunda değilim. Et yemek konusundaki düşüncelerimi olgunlaştırmayı beceremediğimden, hala tam olarak emin olamadığımdan bu konuda, bir karar sahibi değilim ve et yemeye devam ediyor ve et yenmeye karşı bir şey söyleyemiyorum. Ama kurban denilen şeye, kurban etmenin altında yatan düşünceye, hem dinsel hem de bahsettiğim insanın doğa ve diğer canlılar karşısındaki küstahlığını düşünerek sonuna kadar karşı durabiliyorum. Bu hayatta kendime dair tek aidiyetim olan insanlığıma ihanet etmemek için...
Peki diyeceksiniz, ailemin, arkadaşlarımın, dostlarımın, öğrencilerimin bayram tebriklerini neden kabul ediyorum? Biliyorsunuz ben bir deliyim ve “deliye her gün bayram” sözünü de seviyorum. Tek sebebi bu. Birinin “iyi bayramlar” demesi, “günaydın” demesi gibi bir temenniden öte bir şey değil benim için...
Şimdi bu sabah ben size, inanmadığım bir şey için “iyi bayramlar” dersem, size deli diyerek hakaret ettiğimi düşünebilirsiz. Bu yüzden, sadece iyi tatiller dilemekle yetiniyorum...
Not: Bugün bu şehre bir deniz kızı geliyormuş... Bu şehirde, üç gün boyunca denizler bayram edecek...
deliye her gün bayram tezine katılaraktan iyi tatiller o halde :)))
YanıtlaSilbu arada denizkızını anlatıcak mısın merak ettim...